textüel

MÜSTESNA GÜNLERİNİZ MUNDAR OLDU MEMNUNUM… bANDiSTA Haziran 2013

“Yeryüzünün lanetlileri ve açlığın mahpusları, ayağa kalkın!” Komün-1871

De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar … tercümesi yeterli değildir: onun yerine başka bir anlatının, yepyeni bir anlamın konulması, kısacası ‘başka bir hikâyenin anlatılması’ gerekir. Bu ‘yeni hikâyeyi dinlemek’ için birçok kulağın dikilmiş olduğunu biliyoruz. Ama diller kendi kendilerine konuşamazlar. Farklı hikâyelerin –neredeyse sayısızca– nasıl olanaklı olduklarını anlamış olmak pek şaşırtıcı gelebilir.” Ulus Baker-1996, aktaran bANDiSTA-Mayıs 2009

Zira bir fısıltıdan bile korkuyorlar… gürültü ne çok şeyi değiştirir… bANDiSTA -Eylül 2009

Direnişler; ütopik, beklenen, mitleştirilen bazen ve apansızın, bıçağın kemiğe dayandığı bir “artık yeter” patlayışıyla liberal tarihin çizgisel akışının içinde beliriveren, geçmişin mücadelelerini bugünün yüzüne, bugünün bilinci, unutuşları ya da kazanımlarını geleceğe taşıyan solucan delikleri. Tarihin praksisi, talihin pratik belirlenişleri, ele usturuyla çizilen kader çizgileri. Tekel, Seka, Petkim, Erdemir, Şeker adını bilmediğimiz/unuttuğumuz nicesi; derelerin, ormanların, toprakların bizzat hayatların dönüşümü … Kamunun tasfiyesi; eşitlik yok adalet yok, o zaman sokaklara; işçiler, işsizler, memurlar, öğrenciler, rençberler, gettolar ve tam yerinde… bANDiSTA -Şubat 2010

Farklı olanı kendine benzetmek yahut görmezden gelinebilecek kadar marjinal ilan etmek iktidarcıkların, bizzat mevcudiyetleri için, sorgulanılamaz –sandıkları– yöntemleridir… bANDiSTA -Ağustos 2010

De Te Fabula Narratur‘u, manifesto albümümüzü yayınlamamızın üzerinden tam iki yıl geçti. Özgürlük, eşitlik, dayanışma, adalet çağrı ve mücadelesinin içinde yer alma inadımız sürüyor. Güvencesiz çalışma koşulları ve sömürü devam ediyor, kapitalist saldırganlık had safhada, eğitim ve sağlık paraya havale edilmiş, yaşamımız satılıyor, mahallelerimiz mutenalaştırılıyor, ekolojik yıkım ve nükleer felaket gündelik hayata damga vuruyor, cinsiyetçilik ve ayrımcılık liberal maskesinin altında silikleşiyor, kolektivizm unutturuluyor, faşizm yükseliyor, şiddet olağanlaşıyor, inkâr politikaları işliyor, örgütlenmenin önü kesiliyor, halklar bombalanıyor, haklar ellerden alınıyor. Lakin dostlar, yoldaşlar, öğrenciler, dereler, iklim adaleti eylemcileri, kadınlar, lgbtt’ler, mülteciler, kâğıtsızlar ve sayılamazlar direniyor. Sınırsız, ulussuz, sürgünsüz bir dünyanın içinden, mazi, gelecek ve şimdiden gelen onlarca sesi duyuyoruz, hep birlikte haykırıyoruz; vardık, varız, varolacağız! Daima!… bANDiSTA -Mayıs 2011

Bu şarkıların yazılması Türkiye’deki feminist hareketin 30. yılına denk geldi… Bu 30 yıl, bugün bu sözü söylememizi mümkün kılan, ortak mücadelemizin dilini yaratan bir tarih, tarihimizdir. Umarız ki şarkılarımız bize hayatımızın her alanında güç ve ilham veren bu harekete bir katkı olsun. Yalnız ve hep birlikte, var olduğumuz her yerde,
Yaşasın kadın dayanışması! … bANDsiSTA-Mart 2012

siyah deri bende sende, beyaz maske herkeste
umutlarım üzerimde gittiğinde, kara kara
düşünceler kaldı orda, arkamda bırakmıştım
gökkuşağı etrafımda, rengimi unutmuştum
adaletin bu mu oldu, aman pek güvenceli
yaşamadım ülkenizde, bedenimse zaten dertti
yaptığım hamaliyeydi, yarama bastığında yasa
yerde kaldı varlığım, sunduğun armağan buysa
gücüne mi gitti yoksa, yokluğum şimdi bela
masumların kanı bağırırdı öfkeden de fazla
kim getirir devamını, kim verecek cevabımı
katillerim aranızda, söyleyiniz selamımı

barış inadı devam, huzurla yat kardeşim;
tarlabaşından selam, her yerdeyiz kardeşim;
hep yerliyiz hep göçmen, buradayız kardeşim;
artık yeter, ya basta, êdî bese kardeşim… bANDiSTA-Ağustos 2012

Çünkü unutmayıp inanmış, bulanmayıp bilenmiştik; çünkü ekmek, adalet ve özgürlük içindi, biz oradaysak oradaydı; çünkü koyudan açığa doğru tüm renkler ton tondu; çünkü saltanatını yıkmış vicdani rap çıkmıştık; çünkü nice sokak nice mevsim nice toprakta, o zulüm cinayet OL-MUŞ-TU; çünkü bulunmuştuk annelerin arasında, babaların değil babalıklarının erkekliklerinin silahlarının gölgesinde değil; çünkü kara idi deri ve uzundu elleri ve o çocuklar kuytusundaydı şehirlerin; çünkü gün penceremizdeydi uyanmıştı güneş, tenimizde teri gözümüzde feri, beklerdi bizi kardeşlerimiz; çünkü aşk inadına aşk devrimdi, mağlup, galip, nikbin, her sabah her gece mücadele idi, düzayak çivit badanalı bir kentte aşk örgütlenmekti; çünkü kimse sebepsiz göçmez idi bu dünyada, sınırsız-ulussuz-sürgünsüz bir dünyaydı muradımız; çünkü muhteris sükûnetimizde bir mahşer düşü saklıydı; çünkü bugün kuvve ve yarın fiile idi ve çünkü mazi ta kökünden silinecekti, biz başka bir âlem istiyorduk ve çünkü vardık, varız, var olacağız diye haykırıyordu yoldaşlarımız; çünkü dostların arasında ve güneşin sofrasındaydık…

Bugün 27 Haziran 2013…  Tarihin günlerinden biri…  Geçmiş bugün ve gelecek, zaman bağımsız içiçe örülüyor… Bugün 27 Haziran 2013… Eylemler sıklıkla sözcüklerden daha yüksek sesle konuşuyor… Bugün 27 Haziran 2013… Onlar hâlâ kanun ve biz tarihi yazıyor; ellerimizle, emeğimizle, ölülerimiz, yaralılarımız, hıncımız, coşkumuz, tebessümümüz, müşterek tecrübemiz ve eylemimizle! Direnişe devam, klik – bumbumbum!

bANDiSTA-Haziran 2013

Bir Kayıp İlânı

Bandista Popüler Propaganda Komiserliğinden Üzüntüyle Bildirilmektedir

Ağustos ayından bu yana gerek bir konser mekânı, gerek insanlarımızı davet ettğimiz bir sosyal merkez, gerekse de politik bir mevzi olarak kullandığımız, ticari bir alan olmaktan ziyade bir özgürlük alanı, alternatif bir müzikhol ve bir eylem zemini olarak tarif ve hayal ettiğimiz Haymatlos adındaki ‘dükkân’ı, bir taciz ve şiddet silsilesini doğuran ve kelimenin gerçek manasıyla kapitalist bir takım işletmecilerinin son dönem tavırları nedeniyle artık kullanmadığımızı tüm dostlarımız, yoldaşlarımız ve müzik emekçi ve eylemcilerine ilan ediyoruz.

Haymatlos’u bugüne dek Oppa tZupa zound Zystem’in (OpzZz!) tebliğ festivali maniFest başta olmak üzere, Direnistanbul eylemliliği çerçevesinde ve genel olarak sokaklarda olmadığımız anlarda tekrar sokağa çıkmak için bir tenefüs olarak tarif ettiğimiz Bandista mekân konserleri vesilesiyle tüm dost ve yoldaşlarımıza tavsiye etmiş, davetler yayınlamış, ev sahipliğine soyunmuş, yoldaşça bir adanmışlıkla bu alanın müzikal, kültürel ve politik gelişimi için emek ve çaba sergilemiştik.

Aynı mekânda gerçekleştirdiğimiz ticari faaliyetlerde ise -Bandista 1 Kasım bildirisinde de andığımız temel ilke uyarınca- emeğin karşılığının alınması ve oradaki eyleme katılacak dost ve yoldaşlarımızın bir müşteri değil eylemci muamelesi görmesini önplanda tutmuştuk. Burası tacizin, homo ve transfobinin, cinsiyetçiliğin, ırkçılığın ve şiddetin asla kabul edilemeyeceği bir özgürlük alanı olmalıydı!

Gelinen noktada üst üste yaşanan şiddet vakalarına ek olarak, söz konusu mekânın işletmecilerinin yoldaştan ziyade patrona dönüşmelerine ve mekânın herhangileşmesine tanık olduk. Bu bizim için kabul edilemez. Dolayısıyla Haymatlos’u Bandista ve OpzZz! olarak boykot ediyor, siz dostlarımız ve yoldaşlarımızı, müzik emekçi ve eylemcilerini de bu boykota katılmaya davet ediyoruz.

Yaşasın muhalefet-mukavemet âlemimiz!

Yaşasın Dayanışma!

Tayfa Bandista

Aralık 2009