daima!

hos bulduk berlin

daima turnesi 201111.06 Berlin – Südblock + DJane Ipek
12.06 Meißen – tba
13.06 Mainz – Open-Ohr-Festival
14.06 Konstanz – Kulturladen
15.06 Augsburg – Ballonfabrik
16.06 München – Feierwerk
17.06 Mannheim – JUZ
18.06 Reutlingen – FranzK.
20.06 Marburg – Waggonhalle
21.06 Bochum – Open-Air Bhf.-Langendreer
22.06 Hamburg – Hafenklang
23.06 Meuchefitz – Gasthof
24.06 Kiel – Alte Meierei + Compania Bataclan
25.06 Braunschweig – Wilde Töne-Festival + Compania Bataclan
26.06 Ingelheim – EuroFolk-Festival
27.06 Jena – Rosenkeller + Ma Valise
28.06 Oldenburg – Alhambra
29.06 Mülheim/Ruhr – Ringlokschuppen + Ma Valise
30.06 Hannover – UJZ Korn
01.07 Ottersberg – Landrover + Ma Valise
02.07 Iserlohn – Friedens-Festival
03.07 Lärz – tba + Ma Valise
05.07 Dortmund – Kulturhaus Taranta Babu
06.07 Siegen – Vortex
07.07 Bramsche – Open-Air Kirchplatz
08.07 Lübeck – Treibsand
09.07 Bremen – Breminale

daima!

daima!De Te Fabula Narratur‘u, manifesto albümümüzü yayınlamamızın üzerinden tam iki yıl geçti. Özgürlük, eşitlik, dayanışma, adalet çağrı ve mücadelesinin içinde yer alma inadımız sürüyor. Güvencesiz çalışma koşulları ve sömürü devam ediyor, kapitalist saldırganlık had safhada, eğitim ve sağlık paraya havale edilmiş, yaşamımız satılıyor, mahallelerimiz mutenalaştırılıyor, ekolojik yıkım ve nükleer felaket gündelik hayata damga vuruyor, cinsiyetçilik ve ayrımcılık liberal maskesinin altında silikleşiyor, kolektivizm unutturuluyor, faşizm yükseliyor, şiddet olağanlaşıyor, inkâr politikaları işliyor, örgütlenmenin önü kesiliyor, halklar bombalanıyor, haklar ellerden alınıyor. Lakin dostlar, yoldaşlar, öğrenciler, dereler, iklim adaleti eylemcileri, kadınlar, lgbtt’ler, mülteciler, kâğıtsızlar ve sayılamazlar direniyor. Sınırsız, ulussuz, sürgünsüz bir dünyanın içinden, mazi, gelecek ve şimdiden gelen onlarca sesi duyuyoruz, hep birlikte haykırıyoruz; vardık, varız, varolacağız! Daima!

It had been exactly two years since we released our manifestation album, De te Fabula Narratur. Our persistence on to be a part of freedom, equality, solidarity, justice call and struggle still continues. Unsecured working conditions and exploitation continue, capitalist aggression is at its highest level, education and health are assigned to money, our lives are being sold, our neighbourhoods are being gentrificated, ecological catastrophe and nuclear disaster leave their mark on daily life, sexism and discrimination are becoming indistinct behind the mask of liberalism, collectivism is pushed to be forgotten, fascism is rising, violence is becoming an ordinary fact, the politics of denial are on process, to get organized is blocked, peoples are bombed, rights are taken away. However friends, comrades, students, rivers, climate justice activists, women, lgbtts, refugees, sans papiers, and the uncountables are still resisting. From a world with no borders, no nations and no exiles; we hear dozens of voices echoing from the past, the future, and the present, all together we shout out; we were, we are and we shall be! Forever!

kayıt/recording: bandista // Stüdyo Red – Kadıköy/İstanbul; Boğaz/Lefkoşa; Ömer Hayyam/İstanbul editing: bandista miksaj/mixing: bandista mastering: Analog Dimension – Krakovany/Piešťany kapak/cover: bandista mayıs/may 2011

Yarın geceyarısından sonra idam edileceğiz, … Kaybetmiş olmamız ve ölmek zorunda olmamız, biz ve ailelerimizle gösterdiğiniz büyük dayanışmaya duyduğumuz takdir ve minneti eksiltmez. Dostlar ve Yoldaşlar, bu davanın trajedisi artık sona eriyor, şimdi tek bir yürek olmak lazım. Ölecek olan sadece ikimiziz. Gayemiz ve siz yoldaşlarımız, milyonlarca insanla yaşamaya devam edeceksiniz; yenilmedik, kazandık. Acımızı, kederimizi, hatalarımızı, yenilgilerimizi, tutkumuzu gelecekteki mücadeleler ve daha büyük bir özgürleşme için muhafaza edin. … Bizim için dünyadaki tüm dostlar ve yoldaşları selamlayın. Hepinizi kucaklıyor;  kalplerimizdeki aşk ve muhabbetle sizlere büyük bir elveda diyoruz. Şimdi ve daima, uzun yaşasın tüm dostlar, Yaşasın Özgürlük. Yaşam ve ölümde kardeşleriniz!

After tomorrow mid-night, we will be executed, … That we lost and have to die does not diminish our appreciation and gratitude for your great solidarity with us and our families. Friends and Comrades, now that the tragedy of this trial is at an end, be all as of one heart.  Only two of us will die.  Our ideal, you our comrades, will live by millions; we have won, but not vanquished.  Just treasure our suffering, our sorrow, our mistakes, our defeats, our passion for future battles and for the great emancipation. … Salute for us all the friends and comrades of the earth. We embrace you all, and bid you all our extreme good-bye with our hearts filled with love and affection.  Now and ever, long life to you all, long life to Liberty.  Yours in life and death!

Bartolomeo Vanzetti-Nicola Sacco, Massachusetts Cezaevi İdam Hücresinden Mektup/Letter from the Death House of the Massachusetts State Prison, 21 Ağustos/August 1927

İnkârın Şarkısı

Dm-Am-G

Nisan olmadı, güney yolunda hiç insan olmadı
Tarih tanıktı, o bile bir taraf olmadı
Halep’te, Şam’da, Beyrut’ta, Arjantin’de
Tanıdık bir şarkı çalmadı, hiç olmadı

Ocak olmadı, kan hâlâ hiç sıcak olmadı
Tarih tanıktı o bile bir utanç duymadı
Nice sokak, nice mevsim, nice toprakta
O zulüm, cinayet olmadı, hiç olmadı
Nice cesur, nice korkak, nice yoldaş
Faşistler elinde ölmedi, hiç olmadı!

söz: Bandista
müzik: Bandista

24 Nisan 1915’te Ermenilere yönelik başlayan ‘operasyon,’ Hrant Dink’in 1 Kasım 2004 tarihli Birgün gazetesi köşe yazısında “Buna kimileri ‘Katliam,’ kimileri ‘Soykırım,’ kimileri ‘Tehcir,’ kimileri de ‘Trajedi’ diyor. Atalarım Anadolu diliyle ‘Kıyım’ derdi… Ben ise ‘Yıkım’ diyorum” cümleleriyle anılıyordu. Yıkım, varlığını çok iyi bildiğiniz, dilinizde, bedeninizde, hafızanızda, öfkenizde taşıdığınız bir şeylere yokmuş muamelesi yapıldıkça, inkar edildikçe devam ediyor, taş üstünde taş kalmıyor ta ki “Gerçek hakem halklar ve onların vicdanlarıdır. Benim vicdanımda ise hiçbir devlet erkinin vicdanı, hiçbir halkın vicdanı ile boy ölçüşemez” diyerek inşaata başlayana kadar. Sınırsız, hudutsuz, sürgünsüz bir dünya şiarıyla yoldaşlarımızla, bazen fiziken olamasa bile omuz omuza, adımlamaktayız dünyanın her bir sokağını, meydanını, ovasını, dağını. Tarihin sadece geçmişe değil, bugüne ve geleceğe de dair olduğunu bazen acıyla da olsa tekrar tekrar deneyimleyerek.

Hoşçakal

Dm-Am-G
G-Dm-Am-Dm-D

Gün penceremde, uyandı güneş
Tenimde terin, gözümde ferin, bekler beni kardeşlerim

Bana şans dile, yolculuk kente
Dostlarımla biz, göstereceğiz, o kiralık katillere

Ve şimdi bakın, durmayın bakın
Güneş ışığı, satılık değil, malınız mülkünüz değil

Sana bir daha, göründüğümde
TV’de belki, belki hapiste, yüzümde var gülümseme

söz: Bandista-Chumbawamba
müzik: Anonim

Daima! sınıfımızı bilme şiarıyla tartışılırken Bandista tayfasında, bizzat üretim araçlarımızı, kulaklık ve mikrofonumuzu kapağa taşımak fikrine koşut âlemimizin en güzel ve yaygın marşlarından biri, Bella Ciao’da kendi eylemci tecrübemiz içinden, yıllar, kentin sokakları, devrimci iyimserliğimiz içinden süzülerek bize bizim kuşağımızın hikâyesini bu sözlerle anlatıyordu. Bir kez de böyle söylemek istedik. Bandista’dan doksanlardan bugüne bir güzelleme. Bir 6 Kasım sabahının sürpriz güneşi eşliğinde.

Mesele/A

Dm-E-Am-Dm
F-B-G#-G-F

Mesele baht, sebat dedi bana
Umuda kanma, vaade aldanma
Mesela bak güneş dedim ona
Sen hep kaçsan da gölgen arkanda

Mesele taht, biat dedi bana
Konforu âlâ yaşamak var ya
Mesela bak bülbül dedim ona
Altın kafeste mutlu mu hâlâ

Mesele pakt, ölç tart dedi bana
Her halükârda çıkarını kolla
Mesela bak sokak dedim ona
Satışa çıkmış haraç mezata

Mesele şart, fark dedi bana
Krizi fırsata çevir sürsün rüya
Mesela bak win-win dedim ona
Kaybeden yoksa kazanılmaz para

Mesele inat, bayat dedi bana
Ve tam diyordu ki öldü proleterya
Mesela sus artık dedim ona
Tartışılmaz ki üç maymunla

söz: Bandista
müzik: Bandista

Kıymetli hazırûn, şimdi size bir hikâye anlatacağız. Bildik bir diyalog, her an her yerde işleyen bir baskı mekanizması, orta sınıf yalanları. Marjinalleştirme, yalnızlaştırma, doğru yol tarifi, ana-akım medya. Ve hayır başka türlü bir şey bizim istediğimiz ve ne güzel ki ilk kez de biz istemiyoruz. Ne yanlış ne de yalnızız. Dostlarınızı tanıyalım, kendi medyamızı yaratalım, kolektif hayatları inşa edelim. Mütebessim dans edelim sonra ve hatta dil çıkartmak bile serbest.

Aşk Şarkısı

Dm-C#-C-B-B\flat-A
Dm-A-A-Dm

Aşk inadına, aşk devrimdir
mağlup, galip ve nikbindir
her sabah, her gece
mücadeledir

Aşk bir molotof kokteyli
bazen elde kalem misali
daim doğrudan eylemdir
pasif direniştir

Aşk İstanbul’da bir sokak
Berlin’de bir squad
b1r, i2i, 3ç bazen binlerdir
Aşk örgütlenmektir

Aşk meydandır, aşk aleni
maskesiz yürümektir
kırılmış bir tüfektir
müşterektir

Aşk bir kadim punk tutumu
karakızıl bayrak oldu
mor, yeşil ve pembedir
rengarenktir

Aşk Ankara’da bir meydan
Atina’da yanan çam
alevler içindedir
Aşk diyalektiktir

söz: Bandista
müzik: Bandista

Kişisel olan politiktir! Aşk ulvi bir duygular fırtınası, bir mide bulantısı, bir delilik örgütleyicisiyse eğer, haydi onu müşterek yaşayalım. İki yana sallanalım, omuzlarımız birbirine değsin, zorlu bir kış geçirdik, neftî, içimizde bir ateş varsa eğer onu alenen yakalım, ısıtalım, ısınalım, cinsiyet bağımsız kendimizden başlayarak örgütlenelim. Zaten düzayak çivit badanalı bir kent başka nasıl kurulur ki?

Selam Size

Selam size Nikola ve Bart
Özgürlüğe inananlar
Her gün doğan güneşle biz
Sizle yola düşeriz

Siyah bulut çökecek, şafak ahmer; parlak soylu kentler düşecek, tat vermez olacak kan revan ve katmer katmer çözülecek âlem-i makber. Rençberler, işçiler, gettolar ve tam yerinde serseriler, zibidiler, mülksüzler alem elinde yürür sokaklarında, sökük kaldırım taşları, alt üst olmuş sıfatını tanımlar telaşları. Genç yaşları, külleri savuran anka kuşları, efendilerin artık ödenmeyecek bâcları, kanat çırpışları imler başlangıçları, göğe yükselmeseler de dikenlidir taçları!

söz: Bandista
müzik: Ennio Morricone

23 Ağustos 1927 günü iki göçmen, iki anarşist, Ferdinando Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti yeni dünyada düşüyorlardı, eski zulmün pençesine. Ve yedi yıllık komik bir yargılamadan sonra üzerlerine yıkılan suçlara istinaden –ve aşikâr ki tamamen politik kimlikleri ve faaliyetleri nedeniyle– idam edildiler. Ve yine Nazımca söylersek eğer “burjuvazi katletti içimizden ikisini, bu iki ölü ölmeyen ölümsüzdür! burjuvazi, kavgaya davet etti bizi; davetleri kabulümüzdür! biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini, biliriz öylece yaşamasını ölmesini.” Daima!

Kara Kızıl ve Sair

Dm-Am-G-Dm

Duy kardeşim, din günü gelecek o kalleşin
Dingin özrüm altında yanar öfkem ateşim
Çanak çanak kana durmuş gözleriyle o leşin
Leşkerinin huyuna uyma kardeşim

Ne derin kanamışsın yarana ben em olamadım
İçine ağlamışsın sel kaynağın bulamadım
Çölde vaha zannettim de ben yanına varamadım
Sustum, pustum, durdum, uyuya kaldım kardeşim

söz: Bandista
müzik: Bandista

Kongolu mülteci müzisyen Enzo Ikah’ın aynı adlı ilk albümünde yer alan Red, Black and White şarkısına meşrebimizce duhulümüz üzerinden bir Bandista çeşitlemesi. İnkardan ikrara, uykudan çığlıklarla uyanarak, Gazze’ye, Amed’e, ‘kara kıta’ya, Haymarket’e bir özür ve eylem, duy kardeşim ..

Rasta Semahı

Am-Dm-E

Muhteris sükûnetimde bir mahşer düşü saklı; güneşe ikarus kanatlı
Ahd-i nebi nev’î bir vaad edilmiş ülkeye bir seyahat bizimkisi

Zion, Endülüs, Ramallah, Fatsa, terra incognita

Müstesna günleriniz mundar oldu memnunum.
Ben sürgünsüz hudutsuz o dünyaya meftunum.
Menzilim çok toprağım yok, her adım bir tohum
Ve vardım ve varım ve varolacağım!

Fiyonk fiyonk bağ olsa da o Gordion düğümü,
Zaman geldi, zaman şimdi keseceğim o günü
Almam jetonu, girmem sıraya, geçmez or’dan marmaray
Geldi saati kalkıyo’z işte bir ’ki bir ’ki aksaray!

Tafaray tafaray can tafaray
Tafaray tafaray gül tafaray
Tafaray tafaray hak tafaray
Tafaray tafaray rastafaray

söz: Bandista
müzik: Bandista

Ummanların ötesinde bir altın şehir yok; hüznümüz ve sükûtumuz bâki, lakin acı nasıl beynimizin tüm kıvrımlarına yazıldıysa umut da öyle. Hatırlıyor ve bununla yetinmiyoruz, tekrar tekrar ve yılmadan vurguluyoruz, ve bir adım bir adım daha sonu yok, eşitsizlik, adaletsizlik, sürgün ve zulüm var olduğu müddetçe. Her adım bugünü, geçmişi ve geleceği tekrar kuruyor, yanıp yıkılan Babilon ise eğer, kurulsun yeni bir hayat, beklemeye vakit yok. Şu anda! Şimdi!

Her Yerin Şarkısı

Uyan artık uykudan uyan, uyan esirler dünyası
Zulme karşı hıncımız volkan, kavgamız ölüm-dirim kavgası*
Mazi ta kökünden silinsin, biz başka âlem isteriz
Bizi hiçe sayanlar bilsin, bundan sonra her şey biziz
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
Enternasyonalle kurtulur insanlık

* Uyan artık uyan alem-i reayan, patlayan bir volkan ol, şol zulümden çıkan yol mevcudiyet kavgası

söz: Eugène Pottier
müzik: Pierre de Geyter

1871 senesinde 18 Mart’tan 28 Mayıs’a dek sürecek bir kitlesel tecrübenin, kendinden sonraki devrimler ve devrimciler için bir umut ilkesi, bir ütopyaya dönüşecek Paris Komünü’nün karakızıl bayrakları altında komüncü, şair ve taşıma işçisi Eugène Pottier “dünyanın lanetlileri ve açlığın mahpusları”na ayağa kalkın diye seslendi. Enternasyonal, onlarca dilde söylendi, yüzlerce direnişin, eylemin, barikatın ve özgürlük mücadelesinin içinden ses verdi ve her yerin şarkısı oldu. Zaman bağımsız bir tebessüm, öfke ve coşku, ve yoldaşlık ve vardık, varız, varolacağız!