dikkat askersiz bölge

isgallere karsi sokak isgalinden

tayfa kuresel bahari karsilamak uzere dunyanin her yerindeki ofkeli isgal hareketiyle birlikte ortadan bolunmus tek sehrin ozgurlestirdigimiz sokaklarinda.. lefkosa elefterya sokagi isgalinde caliyoruz.
asagidaki linklerden canli radyo yayinindayiz!

sokaklar hayattir bize
her yerdeyiz her yeriz

http://radyozirziro.com/

http://radio.occupybufferzone.info/

kıbrıs’ta sokaklar isyanla doluydu

dikkat askersiz bölge – Προσοχή Μη Στρατιωτική ζώνη

Farklı olanı kendine benzetmek yahut görmezden gelinebilecek kadar marjinal ilan etmek iktidarcıkların, bizzat mevcudiyetleri için, sorgulanılamaz -sandıkları- yöntemleridir. Etrafında deniz olsun olmasın, adacıklardan vatan yaratmak, imal ettiği yavrucukların kayıtsız şartsız o mamul olmasını ve sadece kendisine ait olmasını istemek, iktidarın kurduğu hiyerarşide, hepimizi baştan bildik bir egemenlik kıskacına götürür.

Adacıklar hiçbir yere dönüşür; tarifini iktidarlardan, kurucularından, kurtarıcılarından alır, yabancılaşır, aynılaşır. Egemen, eşitsiz tahrip alanını böylece yaratır. Korku kokar, nefrete döner, neşe körelir, mana yiter, içten içe isyan eder. Yavrular kıskaçtadır ve özgürleşmek için çırpınır. Kanatları körpedir, yuvadan aşağı asla itilmez. Had safhada olan teşvik değil tehdit de olsa uçacağı anı kendi yaratır.

Faşizm kendini dayatır, en estetikleştirilmiş formlarda, şefkatliymişçesine, tam da gündelik yaşamda, sonsuzca.. Militarizm kokar her yer, çözümsüzlüktür tek muteber değer. Aksi dile gelmez, dile gelmedikçe düşlere girmez; umut kayıptır ve hiç kimse yalnızlaşır.

Coğrafyalar parsellenmiştir, hem de biz kimseciklere sorulmadan. Yüksek ve temsili iktidarlar arasına sıkışmış bir politika içinde yok olan insani, basit, tekil ve dolayısıyla kolektif yaşamlardır.

Süre giden çözümsüzlükse eğer, mevcut militer aparat sorgulanmalı ve askersiz bölgeler yaratılmalıdır. Sınır çoğalır ve yakınlaşır, daralır ve daraltır, sınıfsa uzaklaşır, gözden yiter; lakin sınırsızca oradadır ve bakmamızı bekler.

Doğru nota yok, notayı koymak, aramak, basmak yeter; silahsız bir dünya için şarkı söylemeye değer.

To liken the different one to himself or to marginalize it for ignoring are the -so called- uniquely methods of the powerishes to declare themselves for their availability. Weather confined by the sea; creating countries from islets and the desire to own the produced sweet little cubs unconditionally as products take all of us through a familiar hegemony clamp in the hierarchy which is already set up by the power.

There the islets transform to be nowhere. Its definition is put by the establishment, by the savior; there it is alienized and becomes to be the same. Sovereign, thus creates its unequal damaged ground. It smells fear, turns to hatred, joy is blunted, the meaning is lost but revolts implicitly. Cubs are clamped and struggling for emancipation. Wings are fresh, never pushed down from the nest. Even if the threat is on the rise but not encouragement, they create their own moment to fly.

Fascism is self imposed, in the most aesthetically integrated forms, as if it is tender, just in everyday life, endlessly .. One smells militarism everywhere, the only valid value is deadlock. The contrary has never started to be talked, than it has never come down dreamed of, the hope is lost and no one gets isolated.

Geography is plot, and even without being asked to us, the not-a-souls. Squeezed in a policy between high and representative establishments, the one who disappears is the humane, simple, individual and therefore the collective life.

If the ongoing is the deadlock, there the current military apparatus should be questioned and the military-free zones should be created. The border multiplies and becomes closer, shrinks and becomes shrinking and the class is removed, vanishes from the eyes, yet it is there borderlessly and expects us to look at.

No right notes. To put a note, to search, to beep it is enough; worth singing for an unarmed world.

kayıt / recording: Bandista, Stüdyo Red / İSTANBUL editing: Bandista
miksaj / mixing:
Stüdyo Red / İSTANBUL mastering: Analog Dimension / Krakovany, PIEŠŤANY kapak / cover: Bandista ağustos / august 2010

… ya emperyalizmin zaferi, tıpkı kadim Roma’daki gibi tüm bir uygarlığın çöküşü, nüfussuzlaşma, perişanlık … büyük bir mezarlık. Yahut enternasyonal proletaryanın emperyalizm ve onun savaş yöntemleri karşısındaki şuurlu etkin mücadelesi demek olan sosyalizmin zaferi. Bu dünya tarihinin dilemması, tam bir ‘ya o ya o sorusu;’ ibrenin hangi yöne döneceği kararı sınıf-farkındalığındaki proletaryanın önünde duruyor. Uygarlığın geleceği ve insanlık, proletaryanın devrimci enstrümanlarını eline alıp bu terazi dengesini bozmasına bağlıdır. Bu savaşta emperyalizm kazandı. Onun kanlı soykırım kılıcı, ibreyi ızdırabın uçurumuna doğru gaddarca bükmüştür. Tüm sefaletin ve utancın yegâne telafisi proletaryanın kendi kaderinin hükmünü nasıl ele geçireceğini ve hâkim sınıflara uşaklık rolünden nasıl kurtulabileceğini kaybettiğimiz bu savaştan öğrenmemiz durumunda olabilir.

… entweder Triumph des Imperialismus und Untergang jeglicher Kultur, wie im alten Rom, Entvölkerung, Verödung, Degeneration, ein großer Friedhof. Oder Sieg des Sozialismus, das heißt der bewußten Kampfaktion des internationalen Proletariats gegen den Imperialismus und seine Methode: den Krieg. Dies ist ein Dilemma der Weltgeschichte, ein Entweder-Oder, dessen Waagschalen zitternd schwanken vor dem Entschluß des klassenbewußten Proletariats. Die Zukunft der Kultur und der Menschheit hängt davon ab, ob das Proletariat sein revolutionäres Kampfschwert mit männlichem Entschluß in die Waagschale wirft.

Rosa Luxemburg, Fasıl/Teil I, “Junius” Kitapçığı/Die “Junius” – Broschüre (Sosyal Demokrasinin Krizi/Die Krise der Sozialdemokratie), 1916.

gavur imam isyanı

Em-D-Em (Em-D-C-D-Em)

Dolama dolamayı
Getirin bağlamayı
Bıktım ben bu zulümden
Osmanlının elinden

Amman amman elinden, yandım bak be zulmünden
Ben eker ben biçerim paşa alır elimden
Ben eker ben biçerim ağa alır elimden

Gene gurak varıdı,
Hiç yağmur yağmadıydı
Tohum toprakta kaldı
Mahsul hiç çıkmadıydı

Paşa öşür isterdi
Köylü da veremezdi
Asger köye saldırdı
Her şeyi yağmaladı

Köylüler birlik oldu, paşaya karşı durdu
Gavur İmam vurdukça, Osmanlı kaçar oldu
Halk isyanı coştukça, askerler kaçar oldu

söz: Anonim
müzik: Anonim

1833 bahar ve yaz aylarında Kıbrıs’ta üst üste patlayan ve Nikolas Theseus, Polili İbrahim Ağa (Gavur İmam) ve Keşiş Yoannikos gibi isimlerle özdeşleşen isyanlar, baskıcı Osmanlı yönetiminin ağır vergi politikasına karşı ada halklarının ortaklaşa gerçekleştirdikleri eylem pratikleri olarak önemli bir tarihsel yere sahiptir. Adanın iyi bilinen ve pek çok farklı söz bloğuyla söylenen ‘Dolama’ ezgisinin ‘Gavur İmam İsyanı’ olarak bilinen bu versiyonu Kıbrıslı müzisyen Hamza Irkad tarafından kayıt altına alınmış ve yine Kıbrıslı muhalif grup Sol Anahtarı’nın ‘Başka Bir Şarkı’ albümünde de yer almıştır. Bandista, Kıbrıs’ta somut ve soyut, fiziki ve politik işgallerin ötesinde Ankara, Atina, Londra ya da Brüksel’den yönetilmeyen, Kıbrıslılar tarafından, Kıbrıslılara ait bir hayat için bu türküyü hatırlamayı ve böylesi bir müzikal form içinde bir deney yapmayı önüne koymuştur.

hiçbir yerin şarkısı

G-C-Dm-G

Kıbrıs’ta sokaklar tanklarla doluydu
Ceketli adamlar nutuklar atıyordu
Ordumuz muzaffer hamaset gırla
Protokol saflarda el pençe divan
Sokaklar uygun adım marş marş

Her yer hep aynı hem yakın hem uzaktı
Ve hiçbir yerde işgal hâlâ sürüyordu
Bir anıt dikildi bir kumarhane
Bin anıt dikildi ve bin kumarhane
Kâr tatlı, para aklı ayşe tatilde kaldı

Bir yirmi temmuz inşa olmakta ulus
Bir ondört ağustos yavru artık adımız
Kim yerli kim göçmen sınır aç kin besler
Biz yolda yol asker sınırı aç yol gözler
Kalbi kırık adada ahh kardeşler

Kuytulardan kesmandan, bir karpuz diliminin ardından
Gölgenin serininden günlerin sıcağından
Hürriyet şarkıları dilimize pelesenk
Apoletlere inat rütbesiz bir gelecek
Kurmak için çıkılan bu yolun menzilinde
Askersiz bir bölgede başladı her şey işte

Bu bir davettir, bu bir pakttır, bu anti-militarist bir barış harekâtıdır

söz: Kıbrıs’ta Anti-Militarist Barış Harekatı adı altında bir araya gelen eylemcilerin “Dikkat Askersiz Bölge” eylem bildirisinden
müzik: Bandista

Devrimciler için en önemli meselelerden biri de milliyetçilikle hesabını doğru görebilmek ve enternasyonal dayanışmayı eylem pratiklerimizin en başına koyabilmektir. Bu şarkı tarihe dairdir. Kıbrıs hakkında her kararın kolonyalist kesimler tarafından alınmasına karşı bizzat Kıbrıs halklarını ve yaşantısını hatırlamayı önüne koyar. Bizim için yapılabilecek yegâne şey egemenlerin sadece o hiçbir yerde değil, bugün ve yarın başka yerlerde uyguladıkları ve uygulayabilecekleri politikalara karşı deneyimlerimizi akılda tutarak muhalefette olabilme temkinliliğidir. Hiçbir yerin şarkısı, âlemimizin her yerin şarkısını, Enternasyonali hep birlikte söyleyebilmesi için bir ilk adımdır. Bir Akdeniz valsinden tüm seslere açık bir kolaja doğru, heyamola!

beton millet sakarya!

Dm-A/Gm-Dm-A

Ne kadar milliyetçi o kadar kapitalist
Muktedir sorgulanmaz “vatan hainisiniz”
Yurt vatan devlet için lazım ise cesetler
Toprağım bütün dünya halkımdır nev-i beşer

Bir kez ikna olunca milliyetçilik harcı
Farklı olana sözü “defol git pis yabancı”
Mozaikten haz etmez de mermer bile Yunanca
Lakin her dilde faşizm “beton millet sakarya”

Leşker doğan her millet leş kargaları gibi
Gagalar kendisini taptığı bir cesetti
Harcı kan ile karılmış kumu denizden çalınmış
Yalan yanlış bir planla üzerimize kurulmuş

Dayanmaz ki bu sütunlar patlarsa o zelzele
Dayanmasın a yoldaşlar asılın kirişleri
Sol yanımda sınırsızca enternasyonal dünya
Sağ yanımda kaim duran beton, millet, sakarya

Çatla beton millet sakarya
Laf-ü güzaf hepsi fasarya
Çatla betooon

söz: Bandista
müzik: Bandista

Zaten aşikâr ve halen popüler bir siyaset malzemesini ve gündelik linçin inançsal kökenini teşkil eden “Milliyetçilik bu milletin ana çimentosudur” beyanının akabinde Hafriyat Karaköy’ün 2007 tarihli “Alternatif Seçim Afişleri” sergisinde yer alan bir işin ana sloganı olan “Beton Millet Sakarya” sözleri, Express Dergisi’nin de 2007-temmuz sayısının kapağından içinde yaşadığımız bu günlere dair bizi uyarıyordu. Ayrımcılık, militarizm ve milliyetçiliğin nefes aldırmadığı bir göğün altında, bilinçli ya da bilinçsiz teslim olmak ile karşı durmak arafında, Bandista’dan bir çatlaklara su verme, kara kazulet heykelleri hâl etme çağrısı.