gün bizim devir

A/D
Yan yana gelelim kardeşlik çok güzel
Özgürlük için cesurca yürüyelim
Kadınlar yürüyor seni de çağırıyor
Yıktıkça esareti bu isyan sürüyor

Gün bizim devir bizim
Haydi gel gidelim
Cihanın gözü yolumuzu gözlüyor

Ne canlar, ne gençler verildi bu yola
Yeniden yaratmak istiyoruz kol kola
Gökkuşağı için hepimiz yeteriz
Parçalandıkça korlaşan yüreğimiz

Gotin Cegerxwîn/bANDiSTA
Muzîk Şivan Perwer/bANDiSTA

Heyecanlar, coşkular kendiliğinden peydâ olmadılarsa, yıllara, canlara mal olan mücadeleler içine imal edildilerse, neşemiz muhalefet ve mukavemet âlemimizin ödülü değil, belleğidir. Bugün Bandista manifestasyon serisine bir irade-i mevcudiyet icrası olarak Herne Peş damlamış; çekme kasetlerimizden, hürmetle!

Es Rüzgâr Es! Dursam Olmaz Ki!

Tayfa’nın güzel abisi, Kadıköy Müzik’ten Bahadır Dikeçligil’i kaybettik… Dostlara selamet, varlığına hürmet!
Bir kez daha sen anlat Bahadır Abi, Ömür sese ses katsın…

Es Rüzgâr Es! Dursam Olmaz Ki!


ki buradayız hâlâ!/ so, we are still here!

01-bandista-ki buradayiz hala-cover-front 00-bandista-ki buradayiz hala-cover-back

Tekrar tekrar söylüyoruz, yazıyoruz, eyleme döküyoruz, hemzeminler yaratıyoruz, sınırları aşıyoruz, belleği taşıyoruz, hayatımızı savunuyoruz, aşk duyuyoruz, cüret ediyoruz çünkü yükselir dalga; dalga, dalga…

Ki buradayız hâlâ… Burada… Kobanê’de mesela… Biz, muhalefet ve mukavemet âlemimiz!

//

We have been speaking, writing, springing into action, creating common grounds, crossing boundaries, maintaining the memory, defending our lives, living with love and daring; because we are part of a wave that grows and grows…

So, we are still here… Here… at Kobanê for instance… We, our world of dissent and resistance!

kayıt/recording/edit/mix/mastering: KADIKÖY MÜZİK–ÖMÜR KILIÇASLAN STÜDYOSU, Istanbul, eylül/september 2014
kapak/cover: bANDiSTA, eylül/september 2014

“Çalışan sınıfların kurtuluşu, bunların kardeşçe uyum içinde bulunmalarını gerektiriyorsa, ulusal önyargıları harekete geçiren ve halkların kanlarını ve varlıklarını korsanca savaşlarda çarçur eden, canice amaçlar güden bir dış politika altında bu büyük görevi nasıl yerine getireceklerdir? Batı Avrupa’yı Atlantiğin öte yakasındaki köleliği sürdürmek ve yaygınlaştırmak üzere rezil bir haçlı seferine paldır-küldür girmekten koruyan egemen sınıfların dirayetleri değil, İngiltere’nin çalışan sınıflarının bu canice çılgınlığa karşı yiğitçe direnmeleri olmuştur.

her kabinede parmağı olan bu barbar gücün muazzam ve karşı konulmayan saldırıları, çalışan sınıflara, uluslararası politikanın gizlerini belgeleme, kendi hükümetlerinin diplomatik manevralarına gözkulak olma, bunlara gerektiğinde bütün güçleriyle karşı koyma, önleyemediklerinde ise aynı anda suçlamalara girişmekte birleşme, ve uluslararası ilişkilere egemen olan kurallar kadar, tek tek kişiler arasındaki ilişkilere de egemen olması gereken basit ahlak ve adalet yasalarını savunma görevini öğretmiştir.

Böylesi bir dış politika için savaşmak, çalışan sınıfların kurtuluşu için verilen genel mücadelenin bir parçasıdır.

Dünyanın bütün işçileri, birleşiniz!”

If the emancipation of the working classes requires their fraternal concurrence, how are they to fulfill that great mission with a foreign policy in pursuit of criminal designs, playing upon national prejudices, and squandering in piratical wars the people’s blood and treasure? It was not the wisdom of the ruling classes, but the heroic resistance to their criminal folly by the working classes of England, that saved the west of Europe from plunging headlong into an infamous crusade for the perpetuation and propagation of slavery on the other side of the Atlantic.

the immense and unresisted encroachments of that barbarous power, whose head… and whose hands are in every cabinet … have taught the working classes the duty to master themselves the mysteries of international politics; to watch the diplomatic acts of their respective governments; to counteract them, if necessary, by all means in their power; when unable to prevent, to combine in simultaneous denunciations, and to vindicate the simple laws or morals and justice, which ought to govern the relations of private individuals, as the rules paramount of the intercourse of nations.

The fight for such a foreign policy forms part of the general struggle for the emancipation of the working classes.

Proletarians of all countries, unite!”

Karl Marx, I. Enternasyonal Açılış Konuşması
Inaugural Address of the Workingmen’s Association “The First International,” 1864.

Bakıyoruz Dünyaya


birer birer biner biner

birer ölürüz

yana yana döne döne

yine geliriz

biz dostu da düşmanı da

elbet biliriz

vurulup düşenler canım

darda kalmasın

çok uzaktır dostlar bizim yolumuz

bulana yürüyene bin selam olsun

 

söz: Orhan Kotan/bANDiSTA

müzik: Ahmet Kaya/bANDiSTA

 

“… muhtelif tüm alanlarımızda, devrimci inadımızla ahmet kaya’yı, üzerinde simgeleşen tüm mücadelemiz, dilimiz, özgürlüğümüz ve yıkıcılığımız adına anmak ve yaşatmakta olacağımızı beyan ederiz.”

An gelir, biz geldik; biz yeryüzünün lanetlileri!

İşsiz Marşı

yek dü se çar

mola kısa dök bir çay

fabrika parça başı

yetirdin mi maaşı

 

ev içi görünmez emek

sigorta yok yol ve yemek

nev-liberal zamanlar

burada herkes prekâr

yek dü se çar

ne yerim ne yenim dar

ev kira sokak bizim

değil benim krizim

 

işsizdir tüm çalışanlar

mavi beyaz ne farkın var

hakiminse yasalar

yıkılsın piyasalar

 

söz: bANDiSTA

müzik: Mordechai Gebirtig

 

1942’de Kraków Getto’sunda hayatını kaybeden Mordechai Gebirtig, Yahudi İşçiler Birliği’nde örgütlü, antisemitizm ve ziyonizmle aynı anda mücadele eden, sosyalist bir şair ve besteciydi. Arbetloze Marsh [İşsiz Marşı] Gebirtig’in yılları aşan tespitleriyle bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Daha önce dostlarımız Banda Bassotti ve Daniel Kahn tarafından da söylenen bu marşı, metni aşırı geniş bir çeviriyle ele alıp Türkçeleştirdik.

Sokağa Övgü

Bakmak, görmek, bilmek – yasak

hatırlamak ve yazmak – yasak

şarkı, türkü söylemek

sokakta dans etmek – yasak

 

koşmak, durmak, coşmak – yasak

sarhoş olmak, sevmek – yasak

en haklı günümüzde

eylem desen zaten – yasak

 

yeryüzünde yürüyorken, gökyüzüne bakmak – yasak

yeryüzünde yaşıyorken, gökyüzüne çıkmak – yasak

yeryüzünde seviyorken, dile getirmek – yasak

mor, yeşil ve pembe varken, gökkuşağı çizmek – yasak

 

söz: bANDiSTA

müzik: bANDiSTA

 

Bu şarkının açıklamasına erişim ASHDSF’nin 2014-285/08 no’lu kararıyla engellenmiştir.

Yarın Olmaz

yarın olmaz hemen şimdi

dayanacak halim kalmadı ki

sen istersen vazgeç ama

çok geç bak dönüş yok geri

korkma!

istiyorsan eğer geri

kaçma!

kendini, yok olan seni

hayır demek zor mu bu kadar

affetme!

katlanmak, saklanmak, kul olmak

söyle nereye kadar?

beklemekle bulunmaz ki

zincirlenen senin hayallerin

görmüyorsun işte burda

çürüttükleri bu yaşam senin

olmadım olamadım

dur dediler ben durmadım

istediklerini yapmadım

kaçmadım

bazen ben uyurken

efendiler, birer birer

yerleşirler zihnime

uyanırım

şimdi düşmezsem yollara

caddelere, sokaklara

başıboş meydanlara

ne zaman?

 

söz: DELİ

müzik: DELİ

Kadıköy Müzik’ten stüdyo ve hayattan sokak, meydan, gece kardeşlerimiz Deli’nin 2007 yılından güzide şarkısıdır. “Yarın olmaz hemen şimdi” diyorlardı ve hâlâ “yarın olmaz hemen şimdi!”

Bi’vakit Şarkı

bir kuytuda bir solukluk durduk

genzimiz yanıyordu

dağılmış sanki şenlik yeri

bir acı yel esiyordu

gördü bu gözler hepsini gördü

titriyordu betonlar

taşlar söküldü bir lahzada

altındaydı kumsallar

 

soğuk bir zemheri geldi sonra

seninki gibi nefti

tıkıldı meydan kışlık sandığa

tarihin sonu sanki

dikiliyordu aynasızlar

her sokak köşesinde

gücü yetmiyor saklamaya

endişe gözlerinde

 

duyuyorum hâlâ bu kuytuda

geçmiş gelecek şimdi

rüzgârlar uğulduyor havada

son söz söylenmedi ki

 

bitti sansan da hergün yeniden

söylenir duy o türkü

bak işte yaklaşıyor fırtına

yükseliyor dalgalar

 

bir tül gibi yırtılırken çevren

bu şehir tekrar yaşanacaktır

yükselir dalga dalga dalga

vuruyor kentleri

yükselir dalga dalga dalga

yıkıyor bentleri

 

söz: bANDiSTA*

müzik: Lluis Llach

1968 İspanya’sında Katalan Lluís Llach tarafından bestelenen L’estaca [Kazık], özgürlük mücadelesi çağrısıyla birçok dile de çevrilmiştir. Franco İspanya’sından bugüne hâlâ muktedirlere karşı çıkan sesin şarkılarından biridir L’estaca. Her şeyin bittiği, o son’un geldiği karanlığına –karamsarlığına- düşmeden, yükselen dalgalarla sürüyor direniş; her dilde, her alanda, her meydanda ve daima!

*Ahmet Telli, Atila İlhan, İsmet Özel ve Murathan Mungan’ın mısralarından küçük dokunuşlarla Roll’ama!

Kerwane Nefti

Müspet menfii bir amel

müspet olmadı ki kader

kader bize verdi bir çöl

çölün dibinde keder

karavan petrol

 

toprak bizimdi ama

ait petrol amerikana

kanla laçka nasırla

bir çift el kaldı bana

 

ah ben yine atlasam da deveme

düşsem çöl yollarına elimde boş matara

ah ben bir de kazsam toprağı yine

bulur muyum acaba bir varil bile olsa

aman aman aman, petrol amerikan

 

ah ben yine bir yudum acı kahve

mavi duman altında uyku salar nargile

ah bahçede yankiler kazma kürek

gün gelip bulanacak katran tüy ve petrole

 

söz: bANDiSTA

müzik: Renato Carosone

 

Napoli’den bu yanlı yol Akdeniz’i kat eder. Umutlarımız, kaderimiz, halimiz pür mealimiz bir, bizim ve nasırlı ellerimiz. Ve malum ki Aman Aman Aman! Petrol Amerikan!

Unadikum

Unadikum, kalmam sesinden mahrum

omzun omzumda, hürriyet yakın

ez ji hevalımın

 

cennetimiz yok

âlemimiz var

kutsalımız yok

insanımız var

şehidimiz yok

canımız var

silahımız yok

sözümüz var

yalanımız yok

bedenimiz var

yetmediyse inadımız

isyanımız var

nisyan adetimiz değil

değil bellek dar

bir kavuklu bir pişekâr

dillerinde bin oyunlar

orta yerde malûm artık

taptığınız kan

fikirleri öldüremez

bu geçen zaman

 

50 yıldır bitmedi ve bitmeyecek intifada

göreceğiz, bileceğiz, sarılacağız her defada

muktedirler, hırsızlar yürümez bu iş hep defansta

kısa da olsa bu hayat nesiller hatırlamakta

zamana sığmaz direnişler

bir yoldaş selamı yeter

alırız selamını, dinleriz meramını

bir ah gibi çekeriz bu direnişin halayını

tarihte bir sapma değil bugün de lazım antifa

mücadele hep sürüyor mühim değil coğrafya

hanzala hep bizimleydi, yüzünü dönecek mutlaka

 

söz: bANDiSTA*

müzik: Ahmed Kaabour

 

Ahmed Kabour’un Lübnan iç savaşı döneminde Filistin davası için söylediği şarkı, türkçesiyle Haykırıyorum yahut Çağırıyorum,  bugün hâlâ süren mücadeleye de denk düşer. Ortadoğu’da bitmeyen bu kavga, dünyanın dört yanında harlanıyor. Sözümüzle, bedenimizle, inadımızla unutmadan. Elbet büyüyecek küresel intifada, Hanzala elbet dönecek yüzünü!

Selam olsun Haziran’ın Çocuklarına, Selam Olsun Rojava Devrimine, Selam olsun Özgür Filistin’e, Selam olsun Suriye Devrimcilerine, Selam olsun Mısır, Tunus, Lübnan, İran sokaklarına! Selam olsun halkların bağımsız, eşit ve özgür Doğu’suna, ellerimiz ve kardeşliğimizle kuracağımız!

* Turgut Uyar feyziyle.

Maknovşçina

maknovşçina maknovşçina rüzgarınla dalgalanır

öfkemizle kara bayrak, kanımızla kızıldır

 

dağlarda ve ovalarda, kar altında rüzgarda

bir uçtan uca ufkuna, yürüyordu partizan

 

sovyet kaldı ilkbaharda, beyaz orduya tutsak

sonbaharda maknovşçina, koparttı zincirini

 

maknovşçina maknovşçina rüzgarınla dalgalanır

öfkemizle kara bayrak, kanımızla kızıldır

 

işbirlikçi beyaz ordu, zaferi kutluyordu

halk öfkesi maknovşçina, koparttı bir fırtına

 

maknovşçina maknovşçina birliğidir partizanın

savaştı sovyet ugruna, parti ve beyazlarla

 

maknovşçina maknovşçina birliğidir partizanın

sonsuza dek sileceğiz, bütün iktidarları

 

maknovşçina maknovşçina rüzgarınla dalgalanır

öfkemizle kara bayrak, kanımızla kızıldır

 

söz: bANDiSTA

müzik: anonim

 

Sovyet umudumuzdur, parti değil!

B1r Daha Asla

ordaysa davet icabet burda

inadına devrim âşık burda

okulda komünde

fabrikada tarlada

bir yoldaşım o yolu

benle arşınlamakta

 

katibi karisı ilgası eylemcisi

sözün yetkinin kararın

halktır temsilcisi

beton tapınaklarda üç buçuk atarken

hüküm sürmekte düzen avutun kendinizi

 

omzunda samanyoluyla budala çavuşlar

sizin iktidarınız kumdan inşa olmuştur

sivil ceketine apolet şimdi halklar

dalga olmak isyan vurmak

sınıf mirasımızdır

 

dokunma asla

şehrime/kentime asla

dokunma asla

emeğime asla

dokunma asla

dereme asla

bir daha asla ki

burdayız hâlâ

 

dokunma asla

bedenime asla

dokunma asla

kardeşime asla

dokunma asla

fıtratıma asla

bir daha asla ki

burdayız hâlâ

 

söz: bANDiSTA

müzik: bANDiSTA

 

Korkuyorlar! Bundan saldırganlıkları, bundan suratlarındaki ukala gülümseme, bundan tek sesli bir koro gibi saçmalamaları.

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar. Biz, bir şekilde biz, sahip çıktığımızda müştereklerimize onların dönemi kapanıyor.

Ayaklarınızı yere vurun, sıkı sıkı vurun. Bu dünya ekseninden oynayacaksa eğer, bizim sayemizde olacak.

Antikapitalista

To melon mas den ine o kapitalizmos

Ine i epanastasi ke o komunizmos!*

Antikapitalista

 

söz: dünyanın bütün sokakları ve meydanları

müzik: bANDiSTA/anonim

 

* Geleceğimiz kapitalizmde değil, devrim ve komünizm!

Yaşasın bize çizilmiş sınırları söküp atan dayanışma!

işgalin cılkı çıktı, kırkı çıkmasın!

Bugün 14 Ağustos ya! Hani Kıbrıs’ın işgalinin 39uncu yılı ve Kıbrıs’ta Anti-militarist Barış Harekâtı’nın 4üncü yılı ya! İşgallere karşı şarkıları savunmaksa meselemiz, bANDiSTA ille de burada. Apoletlere inat yeniden askersiz bölgedeyiz. Hep birlikte, hep beraber olabildiğimiz yerdeyiz. Olduğumuz kadar ve daima!

Etkinlik bu akşam saat 20:00′de http://radio.occupybufferzone.info/ ve http://geziradyo.org/ ‘un müşterekyayınında canlı dinlenebilecek.

ambh2013

MÜSTESNA GÜNLERİNİZ MUNDAR OLDU MEMNUNUM… bANDiSTA Haziran 2013

“Yeryüzünün lanetlileri ve açlığın mahpusları, ayağa kalkın!” Komün-1871

De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar … tercümesi yeterli değildir: onun yerine başka bir anlatının, yepyeni bir anlamın konulması, kısacası ‘başka bir hikâyenin anlatılması’ gerekir. Bu ‘yeni hikâyeyi dinlemek’ için birçok kulağın dikilmiş olduğunu biliyoruz. Ama diller kendi kendilerine konuşamazlar. Farklı hikâyelerin –neredeyse sayısızca– nasıl olanaklı olduklarını anlamış olmak pek şaşırtıcı gelebilir.” Ulus Baker-1996, aktaran bANDiSTA-Mayıs 2009

Zira bir fısıltıdan bile korkuyorlar… gürültü ne çok şeyi değiştirir… bANDiSTA -Eylül 2009

Direnişler; ütopik, beklenen, mitleştirilen bazen ve apansızın, bıçağın kemiğe dayandığı bir “artık yeter” patlayışıyla liberal tarihin çizgisel akışının içinde beliriveren, geçmişin mücadelelerini bugünün yüzüne, bugünün bilinci, unutuşları ya da kazanımlarını geleceğe taşıyan solucan delikleri. Tarihin praksisi, talihin pratik belirlenişleri, ele usturuyla çizilen kader çizgileri. Tekel, Seka, Petkim, Erdemir, Şeker adını bilmediğimiz/unuttuğumuz nicesi; derelerin, ormanların, toprakların bizzat hayatların dönüşümü … Kamunun tasfiyesi; eşitlik yok adalet yok, o zaman sokaklara; işçiler, işsizler, memurlar, öğrenciler, rençberler, gettolar ve tam yerinde… bANDiSTA -Şubat 2010

Farklı olanı kendine benzetmek yahut görmezden gelinebilecek kadar marjinal ilan etmek iktidarcıkların, bizzat mevcudiyetleri için, sorgulanılamaz –sandıkları– yöntemleridir… bANDiSTA -Ağustos 2010

De Te Fabula Narratur‘u, manifesto albümümüzü yayınlamamızın üzerinden tam iki yıl geçti. Özgürlük, eşitlik, dayanışma, adalet çağrı ve mücadelesinin içinde yer alma inadımız sürüyor. Güvencesiz çalışma koşulları ve sömürü devam ediyor, kapitalist saldırganlık had safhada, eğitim ve sağlık paraya havale edilmiş, yaşamımız satılıyor, mahallelerimiz mutenalaştırılıyor, ekolojik yıkım ve nükleer felaket gündelik hayata damga vuruyor, cinsiyetçilik ve ayrımcılık liberal maskesinin altında silikleşiyor, kolektivizm unutturuluyor, faşizm yükseliyor, şiddet olağanlaşıyor, inkâr politikaları işliyor, örgütlenmenin önü kesiliyor, halklar bombalanıyor, haklar ellerden alınıyor. Lakin dostlar, yoldaşlar, öğrenciler, dereler, iklim adaleti eylemcileri, kadınlar, lgbtt’ler, mülteciler, kâğıtsızlar ve sayılamazlar direniyor. Sınırsız, ulussuz, sürgünsüz bir dünyanın içinden, mazi, gelecek ve şimdiden gelen onlarca sesi duyuyoruz, hep birlikte haykırıyoruz; vardık, varız, varolacağız! Daima!… bANDiSTA -Mayıs 2011

Bu şarkıların yazılması Türkiye’deki feminist hareketin 30. yılına denk geldi… Bu 30 yıl, bugün bu sözü söylememizi mümkün kılan, ortak mücadelemizin dilini yaratan bir tarih, tarihimizdir. Umarız ki şarkılarımız bize hayatımızın her alanında güç ve ilham veren bu harekete bir katkı olsun. Yalnız ve hep birlikte, var olduğumuz her yerde,
Yaşasın kadın dayanışması! … bANDsiSTA-Mart 2012

siyah deri bende sende, beyaz maske herkeste
umutlarım üzerimde gittiğinde, kara kara
düşünceler kaldı orda, arkamda bırakmıştım
gökkuşağı etrafımda, rengimi unutmuştum
adaletin bu mu oldu, aman pek güvenceli
yaşamadım ülkenizde, bedenimse zaten dertti
yaptığım hamaliyeydi, yarama bastığında yasa
yerde kaldı varlığım, sunduğun armağan buysa
gücüne mi gitti yoksa, yokluğum şimdi bela
masumların kanı bağırırdı öfkeden de fazla
kim getirir devamını, kim verecek cevabımı
katillerim aranızda, söyleyiniz selamımı

barış inadı devam, huzurla yat kardeşim;
tarlabaşından selam, her yerdeyiz kardeşim;
hep yerliyiz hep göçmen, buradayız kardeşim;
artık yeter, ya basta, êdî bese kardeşim… bANDiSTA-Ağustos 2012

Çünkü unutmayıp inanmış, bulanmayıp bilenmiştik; çünkü ekmek, adalet ve özgürlük içindi, biz oradaysak oradaydı; çünkü koyudan açığa doğru tüm renkler ton tondu; çünkü saltanatını yıkmış vicdani rap çıkmıştık; çünkü nice sokak nice mevsim nice toprakta, o zulüm cinayet OL-MUŞ-TU; çünkü bulunmuştuk annelerin arasında, babaların değil babalıklarının erkekliklerinin silahlarının gölgesinde değil; çünkü kara idi deri ve uzundu elleri ve o çocuklar kuytusundaydı şehirlerin; çünkü gün penceremizdeydi uyanmıştı güneş, tenimizde teri gözümüzde feri, beklerdi bizi kardeşlerimiz; çünkü aşk inadına aşk devrimdi, mağlup, galip, nikbin, her sabah her gece mücadele idi, düzayak çivit badanalı bir kentte aşk örgütlenmekti; çünkü kimse sebepsiz göçmez idi bu dünyada, sınırsız-ulussuz-sürgünsüz bir dünyaydı muradımız; çünkü muhteris sükûnetimizde bir mahşer düşü saklıydı; çünkü bugün kuvve ve yarın fiile idi ve çünkü mazi ta kökünden silinecekti, biz başka bir âlem istiyorduk ve çünkü vardık, varız, var olacağız diye haykırıyordu yoldaşlarımız; çünkü dostların arasında ve güneşin sofrasındaydık…

Bugün 27 Haziran 2013…  Tarihin günlerinden biri…  Geçmiş bugün ve gelecek, zaman bağımsız içiçe örülüyor… Bugün 27 Haziran 2013… Eylemler sıklıkla sözcüklerden daha yüksek sesle konuşuyor… Bugün 27 Haziran 2013… Onlar hâlâ kanun ve biz tarihi yazıyor; ellerimizle, emeğimizle, ölülerimiz, yaralılarımız, hıncımız, coşkumuz, tebessümümüz, müşterek tecrübemiz ve eylemimizle! Direnişe devam, klik – bumbumbum!

bANDiSTA-Haziran 2013

dostlar yoldaşlar,

27 mayıs gecesinden beri gezi parkındaki direnişin örgütlenmesi, pratik ihtiyaçlarının giderilmesi ve izleyen polis saldırılarına karşı sokakta olduğumuz için müzik yapmaya ve duyuru geçmeye pek vaktimiz olmadı; bandistayı arayan gözler ve kulaklar 7. gününe giren direneşin içindeki her bir yüz, beden ve gırtlaklakta bizi bulabilirler.

Bu daha başlangıç!


Bu aksam 19:00′da bugün (3 Haziran Pazartesi) saat 19:00’da Taksim Meydanı’nda buluşuyoruz

Yorum-suz olmaz!!!

Yoldaşların bir kısmı serbest ve biliyoruz ki yaşama her zaman olduğu gibi sımsıkı sarılacaklar; sadece kendi yaşamlarına, yaşıyor olmaları haline değil, o hep birlikte nefes aldığımız, acı çektiğimiz ve öfke ve coşkuyla dolduğumuz yaşama; kolektif yaşama.

Biliriz ki Yorum yoldaşları içerde de dışarda da özgürler ve muktedirler dayanamaz bu özgürlüğe.
Kontrol etmek isterler, kırmak isterler, yok etmek isterler.
Bu ülkede işkence hiç bitmedi, sistemli bir şekilde sürüyor.
Gözaltına alınan yoldaşların bedeninde işlenen suç karşısında, tıpkı geçmişte ve bugün onlarca beden, halk ve sınıf üzerinde işlenmiş ve işlenen tüm insanlık suçlarına dair olduğu gibi öfkeliyiz; failleri unutmayacağız, affetmeyeceğiz.

İnsanın üretim araçlarına yapılan bilinçli faşizan saldırıya karşı, işkenceci sisteminize inat ve haykıracak özgürlük türküleri.
Ve artık yeter,
Yargı diliyle söylemek gerekirse, her bir işkenceci yargılanmalı, görevden alınmalı, işkenceci damgasını taşımalı, teşhir edilmeli dizginlemek için sistemin şiddete “hazır ol” ettiği insan kaynaklarını.

Zamanı geldi zamanı şimdi,
şarkılarımız söyleyecek son sözü!

Suçu yaratan sisteminiz,
şunu bilin efendimiz,
Haklıyız, hesap soracağız!

Yorum-suz olmaz,
yoldaşça selam ve
dayanışmayla!

in greece, albania and turkey, the enemy is in the banks and the ministries

Αντιμιλιταριστικό Διήμερο – Γιάννινα – 22 και 23 Σεπτέμβρη 2012 // Antimilitarist Festival – Ionnina – 22-23 09 2012

Αντιμιλιταριστικό Διήμερο – Γιάννινα – 22 και 23 Σεπτέμβρη 2012 Το σάββατο 22/09/2012 διοργανώνουμε συναυλία ενάντια στο στρατό στο Θεατράκι στη Σκάλα. Η συναυλία ξεκινάει στις 21:00 και συμμετέχουν οι:

Τρελογικός (ioannina)

Taburo Bota (ioannina)

VIC (ioannina)

Bandista (istanbul)

Marockers (international)

Σε περίπτωση βροχής η συναυλία θα πραγματοποιηθεί στις φοιτητικές εστίες Δόμπολης.

Την Κυριακή 23/09/2012 και ώρα 19:00 στην Κατάληψη Αντιβίωση θα πραγματοποιηθεί εκδήλωση – συζήτηση με θέμα “οι αγώνες ενάντια στο στρατό στην τουρκία”. Την εισήγηση θα κάνει τούρκος αρνητής στράτευσης.

*Τα έσοδα από τη συναυλία θα διατεθούν για την κάλυψη των δικαστικών εξόδων του ολικού αρνητή στράτευσης Μενέλαου Εξίογλου, που δικάζεται στο αεροδικείο Λάρισας στις 18/12/2012

Sınırsız-Ulussuz-Sürgünsüz // No Border-No Nation-No Exile

Sınırsız-Ulussuz-Sürgünsüz Sınırsız-Ulussuz-Sürgünsüz

Festus Okey’in Beyoğlu’nda polis tarafından öldürülüşünün üzerinden 5 yıl geçti. Festus bu topraklardaki devlet şiddetinin ne ilk kurbanıydı, ne de sınırlarda, denizlerde, kentlerin ortalarında, devlet kurumlarında ve sivil faşistlerin elinde öldürülen, ölüme terk edilen son göçmendi.

Herkes yerlidir, herkes göçmen. Kimse sebepsiz göçmez. Sebep savaş, sürgün, ekolojik ve ekonomik kriz, pogrom yahut soykırım, ayrımcılık ya da daha iyi bir yaşam arzusu olabilir. Ulus-devlet sınırları, duvarlar, tel örgüler, özel silahlı birlikler, ölüm tehdidi, tek saiki hayatta kalmak olan bu dalganın önüne geçemiyor, geçemez ve geçmemeli.

Göçmen karşıtlığı, ifadesini bizzat devletin güvenlik güçlerinin eylemlerinde ve politikasında bulabildiği kadar, gündelik hayatın içinde, sivil faşist saldırılarda, güvenceli sektörlerin meslek birliklerinde ya da güvencesiz emekçilerin ayrımcı şiddetinde bulabilir. Buna karşın, muhalefet ve mukavemet âleminin  gücünü sınırları aşan, enternasyonel ve müşterek mücadeleden aldığını unutmayarak, göçmen hareketini sınıf mücadelesine ve ırkçılık-milliyetçilik karşıtı harekete içkin kılmayı hedeflemeliyiz.

Toplama kampları yaşıyor göçmenlerin tutulduğu hapishanelerde “misafirhane” adı altında, kırımlar sürüyor Akdeniz’de, Meriç’te ve var olan her sınırda. İnsanlar dövülüyor, sürülüyor, öldürülüyor, avlanıyor, Türkiye’de, Yunanistan’da, İtalya’da, Almanya’da… Mücadele ve dayanışma sürüyor tüm dünyada… Sınırsız-Ulussuz-Sürgünsüz

It has been five years since Festus Okey was murdered by the police in Beyoglu. Festus was neither the first victim of state violence, nor the last immigrant left to die or killed at the borders, out in the sea, in the middle of the cities, in state institutions or left to die in the hands of civilian fascists.

Everyone is a local, everyone is a migrant. Nobody flees without a reason. The reason might be war, exile, ecological and economic crisis, pogrom or genocide, discrimination or a desire to live a better life. Nation-state borders, walls, barbed wires, private security forces, death threats, do not, cannot and should not stop the wave of migrants whose only motive is to survive.

Anti-immigrant sentiments find their expressions in and through the actions and policies of the state as well as in daily life, in civilian fascist attacks, in professional associations of various sectors or in the discriminatory violence of precarious workers. Against this, we should strive to make immigration movement immanent to class struggle and anti-fascist /anti-nationalist movement remembering that the world of dissent and resistance gain its power from our international and collective struggle.

Concentration camps still exit under the name of “guesthouses” in which immigrants are kept, decimation continues in the Mediterranean, in the Evros region, and every existing border. People are being beaten, deported, killed, and hunted in Turkey, Greece, Italy, and Germany… Struggle and solidarity continue all over the world… No border-No nation-No exile  

kayıt/recording: bANDiSTA/ İstanbul, Nicosia-Lefkoşa edit: bANDiSTA mix: bANDiSTA mastering: Analog Dimension – Krakovany / Piešťany kapak fotoğrafı/cover photo: Foto Akbaba kapak/cover: bANDiSTA, august/os 2012

Haymatlos

everybody is silent [herkes suskun]
for majority peace  [herkesin huzuru için]
let’s say no war for money and greed [para ve açgözlülük için yapılan savaşa hayır diyelim]

we are all born free and equal [hepimiz özgür ve eşit doğduk]
no one born lonely [kimse yalnız doğmadı]
no one standing alone [kimse yalnız değil]
no one is illegal [kimse illegal değil]

i have also a question i would love to ask [benim de sormak istediğim bir soru var]
are we all the same but not equal? [hepimiz aynıyız ama eşit değil miyiz?]
or are we all equal but not the same? [yoksa hepimiz eşitiz de aynı değil miyiz?]

are you happy seeing palestinian bleeding tears everyday
[filistinliler‘in kanayan gözyaşlarını hergün görmekten mutlu musun?]
are you really happy seeing africa burning everyday
[hergün afrika‘yı yanarken görmekten gerçekten de mutlu musun?]

when the lion kills, just for food [aslan yalnızca yemek için öldürür]
but when man kills, just to show his superiority [ama insan üstünlüğünü göstermek için öldürüyor]
this is the difference [aradaki fark bu]
injustice to one is injustice to all [her birimize yapılan adaletsizlik hepimize yapılan adaletsizliktir]

kimse sebepsiz göçmez bu dünyada
ulussuz, sınırsız bir dünya
kimse sebepsiz göçmez bu dünyada
sınırsız, sürgünsüz bir dünya

no border, no nation, stop deportation!
[sınırlara hayır, uluslara hayır, sınırdışıları durdurun!]

We need freedom of movement for all [herkes için hareket özgürlüğüne ihtiyacımız var]
We are all the same [hepimiz aynıyız]
The sun belongs to one and all [güneş her birimize ve hepimize ait]
Open borders [sınırları açın]
Stop deportation [sınır dışıları durdurun]
Lets live together with our differences [farklılıklarımızla birlikte yaşayalım]
Yes we can [evet yapabiliriz]
Open borders [sınırları açın]

söz: Bandista-Enzo İkah
müzik: Bandista-Enzo İkah

Heimatlos, yersiz yurtsuz; sınırsız bir dünyaya özlem… Küresel muktedirlerin neden olduğu savaşlardan, iktisadi ve sosyal yıkımdan, ekolojik krizin sonuçlarından kaçan göçmenler daha iyi bir yaşam kurmak için sınırları aşmaya çalışıyorlar. Yasadışı göçle mücadele olarak adlandırılan şey aslında bir cephesinde devletler, kolluk kuvvetleri, özel kuvvetler, sınırlar, silahlar ve hapishaneler, beride ise sade insanların olduğu bir savaş. Çünkü biliyoruz ki insanlar değil, sınırlar ve o sınırları kurup koruyan kurumlar illegaldir. Çünkü biliyoruz ki kimse nedensiz kaçmaz. Çünkü hepimiz göçmeniz; buradayız, kalacağız, yaşayacağız. Sokakların sesini duyun!

Hiç Kimsenin Şarkısı

seki seki seki nyenye [o bizimle birlikteydi]
wania nyenye, wania kanyenye
[artık bizimle değil]
wania nionio, wania kanionio
[zamanından önce ölen bir çiçek gibi]
festus okey, rest in peace, udo diriya
[festus okey, huzur içinde yat]

bir derimin rengi vardı alabildiğim yanıma
bazen bedbahttır, bazen baht görünmeyen dostuma
çoğu çok görürdü gece ararken ışığı
adım gündüz feneri, görünmezdim aranızda
kimi çok gülerdi, fazla kızardı nefret dolu
eşit ilişki kurulmazdı diyorum çünkü çok yoruldum
kimine toprak kutsaldı, kimine kader mübahtı
oysa ki bana göre kader olan coğrafyaydı
vardığım yer sadece yoksunluktu
aşağılandığım dostum bir yoksuldu
beyaz zencileri gördüm sizde
yabancı ve mülteci
bakmak görmek
bakana her yer avrupa, görene ise her yer, her yer ama afrika
sanki bana düşense alabildiğine koşmaktı

Seki nye seki nye seki nyenye [o bizimle birlikteydi]
le sang d’un innocent crie plus que la vengance [masumların kanı öfkeden de fazla bağırırdı]
the blood of innocent cries more than vengeance [masumların kanı öfkeden de fazla bağırırdı]
je me melerais surtout pas de ceux qui me concerne pas
[meselem olmayan bir şeyden özellikle bahsetmeyeceğim]
a cesar a ce qui est a cesar
[sezarın hakkı sezara]
a dieu a ceux qui est a dieu
[tanrının hakkı tanrıya]
je chante que un adieu
[yalnızca bir elveda şarkısı söylüyorum]
je refuse prendre la place de dieu
[tanrının yerini almayı reddediyorum]
obara onye oma , ne ehe ugwoya festus okey [masumların kanı öfkeden de fazla bağırırdı festus okey]

festus okey, rest in peace, okey okey okey, udo diriya [festus okey, huzur içinde yat]
anam eto (chinheke)  onye ikpeya zuru oke [adaleti sadece doğa sağlayacak]

siyah deri bende sende, beyaz maske herkeste
umutlarım üzerimde gittiğinde, kara kara
düşünceler kaldı orda, arkamda bırakmıştım
gökkuşağı etrafımda, rengimi unutmuştum
adaletin bu mu oldu, aman pek güvenceli
yaşamadım ülkenizde, bedenimse zaten dertti
yaptığım hamaliyeydi, yarama bastığında yasa
yerde kaldı varlığım, sunduğun armağan buysa
gücüne mi gitti yoksa, yokluğum şimdi bela
masumların kanı bağırırdı öfkeden de fazla
kim getirir devamını, kim verecek cevabımı
katillerim aranızda, söyleyiniz selamımı
bakmak görmek
bakana her yer avrupa görene ise her yer, her yer ama afrika
sanki bana düşense alabildiğine koşmaktı

barış inadı devam, huzurla yat kardeşim
tarlabaşından selam, her yerdeyiz kardeşim
hep yerliyiz hep göçmen, buradayız kardeşim
artık yeter, ya basta, êdî bese kardeşim

söz: Bandista-Enzo İkah
müzik: Bandista-Enzo İkah

20 Ağustos 2007 akşamı Beyoğlu polis karakolunda bir cinayet işlendi; gözaltına alınmış bir genç, polis silahından çıkan bir kurşunla öldürüldü. Yıllardır yaşanılan cinayetlerden çok da farklı değildi aslında. Yine tahakküm makinasındaki bir çark, yine nefretle, yine ayrımcılıkla, yine her türlü insani değeri hiçe sayarak bir canı yok etti. Anlaşılan bu sefer maktul, vatandaş olmayıp sığınmacı olduğundan, üstüne üstlük derisinin rengi farklı olduğundan ‘öldürülmeyi hak etmiş’ti; tıpkı kadın olduğu, kürt olduğu, eşcinsel olduğu, ermeni olduğu, trans olduğu, roman olduğu, isyankâr olduğu, “hiç kimse” olduğu için ‘öldürülmeyi hak edenler’ gibi. Artık yeter, ya basta, êdî bese kardeşler…

Kim Yerli Kim Göçmen

es wurden arbeiter gerufen
doch es kamen menschen an
[işçi çağırdık, insan geldi] 

âlem kadim halimiz belli
bellek, vaka, emek hakiki
kim yerli, kim sonra geldi
ne fark eder müşterek tarihi

aman aman gastarbeiter [misafir işçi]

ya sev ya terk et yahut kanaken raus [karakafalar defolun]
alışın burdayız, geri bas
ne demişti rosa yoldaş
ich war, ich bin, ich werde sein [vardım, varım, var olacağım]

diskriminasyon, entegrasyon, faşizm sıradan
haykır bir kez daha no pasaran [geçit yok]
muktedirler sınır çizmiş, hepsi yalan
die arbeiter haben kein vaterland [işçilerin vatanı yoktur]

gurbet el şimdi bize dön geri diyor
canım memleket bize almancı diyor

 

söz: Ab in den Orient-Express, Max Frisch, Die Kanaken [Cem Karaca] ve Anonim’den Bandista rollaması
müzik: Die Kanaken

1984 yılında Böseke-Bunkert’in yazdığı Ab in den Orient-Express oyununa dönemin politik mültecisi Cem Karaca müzikleriyle katılır. Daha sonra bu oyunun tema müzikleriyle Karaca, Die Kanaken [Karakafalar] grubu ve albümünü var eder. Es Kamen Menschen An [İnsan Geldi] bu albümün 5. şarkısıdır ve daha sonra Türkçe’de de aynı müzik ve farklı sözlerle, Almancılar ismiyle Cem Karaca tarafından yayınlanmıştır.

Bandista, Almanya’daki Türkiyeli işçilerin ve “kaçak” göçmenlerin özellikle 80′ler ekonomik krizi akabinde yükselen bir şekilde maruz kaldığı ırkçılık ve ayrımcılığa dair tarihsel bir not olan bu şarkıyı, yeni bir söz bloğuyla kolajlıyor. Çünkü göçmenlik, ülke ve milliyet bağımsız bir oluştur. Avrupa’daki Türkiyeli göçmenler söz konusu olduğunda üzerinde büyük bir hassasiyet ve uzlaşı oluşan gurbet, yabancı düşmanlığı, çalışmaya gitmek gibi kavramlar, Türkiye’deki göçmenler söz konusu olduğunda yerlerini bildik ve gizil milliyetçiliğe, asalaklar, karakafalar, işlerimizi elimizden alıyorlar, sınır dışı edelim ikiyüzlülüğüne bırakıyor. Alman polisi kâğıtsız bir Türkiyeli genci öldürse tepkiniz ne olurdu? Türk polisi kâğıtsız bir Nijeryalı genci öldürdüğünde ne oluyor?

isgallere karsi sokak isgalinden

tayfa kuresel bahari karsilamak uzere dunyanin her yerindeki ofkeli isgal hareketiyle birlikte ortadan bolunmus tek sehrin ozgurlestirdigimiz sokaklarinda.. lefkosa elefterya sokagi isgalinde caliyoruz.
asagidaki linklerden canli radyo yayinindayiz!

sokaklar hayattir bize
her yerdeyiz her yeriz

http://radyozirziro.com/

http://radio.occupybufferzone.info/

felekten bir gün!

10.04.2012 // bANDiSTA @ Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi10 Nisan 2012 Salı // 13:30
Gündüz Ritim Grubuyla birlikte bANDiSTA

Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Gündüz Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ToBe Continued…

24 saat süren müzik maratonu, 24 Mart, Dünya Tüberküloz Gününde geri geliyor.

ToBe Continued 24 Mart’ın basladigi 00.00′den (tr saatiyle 01:00) ertesi gece yarısına kadar 24 saat süren özgün bir konserdir. Dünyanın birçok yerinden müzisyenler yayın yapacak bu siteye bağlanarak canlı konser çalacaklar. Bu kesintisiz 24 saatlik maraton sırasında her müzisyen 30 dakikalık bir pencereden seslenecek.

Kullanılabilir bir internet bağlantısı olduğu sürece, artık devre olan, sitenin üst kismindaki PLAY düğmesine tiklayan herkes ToBe Continued… dinleyebilir. Proje bu yıl konseri yayınlayacak olan barlar, kütüphaneler, kültür merkezleri, sanat galerileri, dükkanlar gibi web sitesinde listelenen birçok kamusal dinleme noktaları da içeriyor.

Tayfamız 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü için Tr saatiyle 16′da çalacak.

www.stazioneditopolo.it/24h/

PROGRAMME

01.00-01.30 Antonio Della Marina (I)
01.30-02.00 Julia Kent (USA)
02.00-02.30 Signe Liden (N)
02.30-03.00 São Salomão (BR)
03.00-03.30 Radiador Colectivo (MEX)
03.30-04.00 Emiliano Hernandez Santana (YV)
04.00-04.30 Concordia Laptop Orchestra (CAN)
04.30-05.00 Amy Denio and Iesod (USA)
05.00-05.30 Paulo Vivacqua (BR)
05.30-06.00 Nicolas Carrasco Diaz (RCH)
06.00-06.30 Luigi Turra (I)
06.30-06.45 Jin Hi Kim (ROK)
06.45-07.05 Oliver Dombi (RO)
07.05-07.30 Chris Silver T (GR)
07.30-08.00 Vincent Lê Quang (F)
08.00-08.30 Audrey Chen (USA)
08.30-09.00 James Webb (ZA)
09.00-09.30 James Rushford and Judith Hamann (AUS)
09.30-10.00 Stefano Bechini (I)
10.00-10.30 Ben Pyne (NZ)
10.30-11.00 Tony Pagliuca (I)
11.00-11.30 Vadim Ganzha (KZ)
11.30-12.00 Paolo Calzavara (I)
12.00-12.30 Lado Jakša (SLO)
12.30-13.00 Sirkku Mantere and Sinikka Rouhiainen (FIN)
13.00-13.30 Woodpecker Wooliams (ENG)
13.30-14.00 Etta Aman tribute (I)
14.00-14.30 Trioattraente (ENG)
14.30-15.00 Susanne Hafenscher (A)
15.00-15.30 Jennifer Helia (CZ)
15.30-16.00 James Wyness (SCO)
16.00-16.30 Bandista (TR)
16.30-17.00 Sharif Sehnaoui (RL)
17.00-17.30 Edgars Rubenis (LV)
17.30-18.00 Karen Asatrian and Wolfgang Puschnig (A)
18.00-18.30 Thierry Madiot (F)
18.30-19.00 Milasius + Grigorjevas + Bajarkevicius (LT)
19.00-19.30 Unikum 4tet (A)
19.30-20.00 84th day of the year (HR)
20.00-20.30 Massimo Croce (I)
20.30-21.00 Wojciech Kucharczyk (PL)
21.00-21.30 Thollem Mc Donas (USA)
21.30-22.00 Dmitriy Rodionov (RUS)
22.00-22.30 Lauri des Marais (USA)
22.30-23.00 Rhys Chatham (USA)
23.00-23.30 Abul Mogard (SRB)
23.30-00.00 Modou Gueye (concerto stopTB Italia) (I)
00.00-00.30 Miroslav Tòth and Ensemble (CZ)
00.30-01.00 Topolovska Minimalna Orkestra (I)

bandsista – sokak meydan gece

Bu kısa albüm, birbirine değen, aynı iş yerini ya da sendikayı paylaşan, eylemlerde yan yana yürüyen, hayalleri kesişen, geceleri kadeh tokuşturan, konserlerde birlikte dans eden kadınların kolektif emeğinin bir ürünüdür. bANDiSTA’daki kadın icracıların çağrısıyla 8 Mart için beraber şarkı söylemek üzere yola çıktık; günlerce yan yana, her bir kelime hepimizin içine sinene kadar uğraştık, birlikte yazdık, söyledik, kaydettik, sözleri yazarken çoğu kez birbirimizin cümlelerini tamamladık; uzlaşamadığımız noktalarda yepyeni cümleler kurduk.

Bu şarkıların yazılması Türkiye’deki feminist hareketin 30. yılına denk geldi… Bu 30 yıl, bugün bu sözü söylememizi mümkün kılan, ortak mücadelemizin dilini yaratan bir tarih, tarihimizdir. Umarız ki şarkılarımız bize hayatımızın her alanında güç ve ilham veren bu harekete bir katkı olsun.

Yalnız ve hep birlikte, var olduğumuz her yerde,
Yaşasın kadın dayanışması!
bandsista, 8 Mart 2012

Kayıt ve çalma aşamasında omuz veren bANDiSTA’ya teşekkürler…


kayıt/recording: bANDiSTA / İstanbul editing: bANDiSTA miksaj/mixing: bANDiSTA
mastering: Analog Dimension – Krakovany/Piešťany kapak/cover: bandsista mart/march 2012


This EP was realized through the collective efforts of women whose lives and dreams intersect in a myriad of ways– women who share the same workspace or belong to the same union; women who march side by side in demonstrations, toast glasses at night, or dance together. We embarked on this journey following the call of bANDiSTA’s women performers to sing together on March 8. For days on end, we worked together, singing, recording and writing until each word and note satisfied all. Composing the lyrics, we often completed each other’s sentences; when at odds, we formed entirely new ones.

The composition of these songs coincides with the 30th year of the feminist movement in Turkey. These thirty years comprise the history– our history– that has created the language of collective struggle and made possible the articulation of our discourse here. We hope that our songs will make a modest contribution to the movement that continues to inspire and empower us in all realms of life.

Alone and together, wherever we are!
Long live women’s solidarity!
bandsista, March 8, 2012

With thanks to bANDiSTA for providing full support during both the performing and the recording.

isyan

Mutfak atölye ve kampüslerden
Ofis mahalle hücreden
Çıkıyoruz evlerden
Genelinden özelinden
Meydan da bizim gece de
Yalnız ya da hep birlikte
İsyan isyan

Kadın dile düşünce
Aile devlet mahkeme
Kadın dile gelince
Hükmü yok üstümüzde
Aile de yalan devlet de
Arzu da bizim beden de
İsyan isyan

Saçım kısa eteğim de
Sokaktayım köşede
Kaltak sürtük fahişe
Namus iffet neyse ne
Ağır da olsa bedeli
Islah etmem bedenimi
İsyan isyan

Ucuz esnek ve örgütsüzüz
Göçmen kadınız kimliksiz
Sınırları yıkıyoruz
Evsiz barksız uyruksuz
Emek de bizim kentler de
Yalnız değil hep birlikte
İsyan isyan

Barış da biziz devrim de
Amed de bizim Tahrir de
İsyan isyan

Söz / Lyrics: bandsista
Müzik / Music: Rudi Goguel

İkinci Dünya Savaşı’nın toplama kamplarından, kadın hareketinin coşkulu 70’lerine sirayet etmiş, dünya kadınlarının hâlâ söylemekte olduğu bir marş… İstedik ki biz de bu zincire bir halka olalım, bildiğimiz bir dilde, kendi deneyimlerimizden hareketle bir kez daha, birlikte söyleyelim. Çünkü biliyoruz ki mücadele ne şu anla ne de bu coğrafyayla sınırlı.

Having originated in the concentration camps during World War II and spread to the ardent feminist movement of the 1970s, this protest march continues to be sung by women across the world. We wanted to become yet another ring in this chain and sing the song once again, this time in a familiar tongue and departing from our own experiences. For we know well that the struggle is limited neither to this moment nor to this location.

olur/olmaz

Gelsin baba gelsin koca gelsin
Polisiniz devletiniz gelsin
Bakanınız haklarımı versin
Aman istemem üzeri kalsın

Ev işlerini marslılar yapsın
Cadıysam süpürge bana kalsın
Olursa çocuk yaparım olsun
İstemezsem soyları kurusun

Çitmişim ben çekirdek aileyi
Kırmışım kendi testimi
Bundan böyle ne bacı ne bayan
Hayatta olmam ben adam

Cinayetinize sessiz kalmaz
Yastık değildir köşede durmaz
Kol kırılsa yen içinde kalmaz
Tarih yazar figüran olmaz

Çevir dünyayı tersine dönsün
Seni dövemez dizini dövsün
Kızkardeşlerin sesini duysun
Kadınlar sokaklara dökülsün

Bundan böyle duramam ben evde
Sokağa özgürleşmeye
Bundan böyle ne bacı ne bayan
Hayatta olmam ben adam

Söz / Lyrics: bandsista
Müzik / Music: bandsista

Türkiye’deki feminist hareketin 90’ların sonunda ürettiği bir slogandan yola çıkan bu şarkı gündelik olana yerleşmiş erkek egemenliğe, cinsiyetçiliğe ve dayattığı “ev işi”ne, baskının, ahlakçılığın, şiddetin ve sömürünün alanı olarak “çekirdek aile”ye muzip bir karşı duruş… İSYAN’da olduğu gibi, tarihimizi yazmaya, mücadeleye, sokağa, meydana, örgütlenmeye bir çağrı…

Inspired by one of the slogans coined at the end of the 90’s by the feminist movement in Turkey, this song is a mischievous rebellion against the male dominance that infuses everyday practices; against sexism and the “household work” it imposes; against the “nuclear family” as the site of oppression, sexism, moralism, violence and exploitation. It is a call to organizing and struggle; a call to the street and the square towards writing our own histories.

Unutmayacağız! Affetmeyeceğiz!

Şimdi, ne ilk ve ne de son olmuş kıyımın üzerinden 5 sene geçmişken, devletinizin, mülkünüzün temeli diye duvarlara yazdığınız adalet, o köhne dekor, o bildik yalan, bizi, sokaklar ve meydanlarda tarih yazan ve tarih olanları bir kez daha aptal yerine koyuyor, yok sayıyor, katlediyor. Basta!

Biz belleğimizle varız, dostlarımızla, emeğimizle ve inancımızla hesap soracağımıza bir bir geçmiş, bugün ve gelecek için.

19 Ocak 2012 günü saat 13:00′da bir kez daha Taksim’den, Agos’a yürüyoruz, Hrant’a yürüyoruz!

Unutmayacağız! Affetmeyeceğiz!

dayanışma büyüyor!

9 Aralık Hopa Duruşmasına Çağrı

31 Mayıs’ta Hopa’da polis saldırısıyla öldürülen Metin Lokumcu’nun ardından, Ankara’da devleti protesto etmek için toplanan birçok insandan 28’i, 17 yıldan 52 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Bugün 500’den fazla üniversite öğrencisi, gazeteciler, sendikacılar, demokratik haklarını arayanlar,halklar, halkların iradesinin temsilcileri, suyunu, toprağını isteyenler, sağlık güvencesi ve parasız eğitim talep eden öğrenciler tutsak. ‘İleri demokrasi’ adına yapılan bu operasyonlar ve tutuklamalara karşı 9 Aralık Cuma günü sabah 9’da Ankara adliyesi önünde dayanışmaya çağırıyoruz.
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Enzo Ikah Rainbow Albüm Partisi

rainbow albümENZO IKAH ALBÜM TANITIM PARTİSİ

Türkiye’nin ilk Reggae Albümü
‘Rainbow’

.. Kara Kıtadan İstanbul Sokaklarına Sesler; Bir Müzikal Dayanışma Gecesi

Afrika’da başlayan hayat hikâyesine İstanbul’da devam eden Kongolu müzisyen Enzo Ikah, yıllardan ve yollardan toparladığı hikâyelerini RAINBOW/GÖKKUŞAĞI albümünde buluşturuyor.

Enzo Ikah Band, coşku, hüzün ve öfkeyle süzdüğü müziğindeki sıcacık sesleri 15 Ekim 2011 Cumartesi günü saat 22.00’de Beyoğlu Clinic Live Music Club’ta gerçekleşecek Afro-Reggae partisiyle İstanbul’a taşıyor… Albüm tanıtım gecesinde Enzo’yu yalnız bırakmayan kadim dostu Bandista’da gecede sahne alarak, Enzo ile birlikte tüm göçmen kardeşlerini enternasyonel dayanışmayla selamlayacak.

Tanıtım gecesiyle aynı gün Kadıköy Müzik etiketiyle yayımlanacak Rainbow albümü, Enzo Ikah’ın 2010 sonbaharında yayımladığı Red, Black and White EP-sinin ardından Türkiye’de yayımlanan ilk yasal Reggae albümü olma özelliği taşıyor.

Enzo Ikah, afro dinamizmin en özel külliyatından örnekler, Kongo-Karayip-İstanbul kardeşliği, hakiki hikâyelerin ağırlığını heyecan ve umuda bağlayan müziğiyle alternatif müzik takipçilerine Beyoğlu Clinic Live Music Club’ta özel bir performans yaşatacak.

ETKİNLİK:
Konser: Enzo Ikah Band & Bandista (İstanbul)
Tarih: 15 Ekim 2011 Cumartesi
Kapı Açılışı: 21:00 / Konser Başlangıcı: 22:00
Yer: Clinic Live Music Club
Adres: İstiklal Cd. Atıf Yılmaz Cd. Bayram Sk. No.1/4 Beyoğlu-İstanbul
Giriş: Ücretsiz

Devrimci Titreşimler II

Compania Bataclan & Bandista (aus Ruhrgebiet, Nordrhein-Westfalen, Istanbul)

Haziran başından bu yana Avrupa, Balkan ve Kıbrıs turnelerini geride bırakan Bandista, İstanbul’a Almanya’dan kardeş grubu Compania Bataclan’la dönüyor.

Nisan ayında Boikot-Bandista ortaklığıyla başlayan Devrimci Titreşimler konser serisinin ikincisinde, 16 Eylül akşamı Beyoğlu Clinic Live Music Club’ta politik kolaj grubu Compania Bataclan ve Bandista iki yıldır sürdürdükleri işbirliğinin örneği olan gecelerden birini İstanbul’da yaşatacaklar.

Brecht/Eisler/Weill külliyatından örnekler, Fransız müzeti, mutluluk caddesini arşınlayan ayaklar ve skaya varan Compania Bataclan muhtelif festivaller, işgal evleri ve bağımsız kulüplerde demlediği müziğini ve tarihe dair anlatısını paylaşmak ve enternasyonel dayanışma için bizlerle. Ve Bandista da ilk kez genişlemiş kadrosuyla o gece sahnede.

Gecenin tamamı Bandista kolektifi tarafından organize edilmekte olup, kapı, içecek satış noktaları, teknik ekip ve kolaylaştırıcı dostlarımızın hepsi kolektif içinden çalışanlardır; ekonomik olarak tek muhatap tayfa Bandista ve Compania Bataclan’dır, başka bir ortaklık yahut organizasyon şirketi söz konusu değildir.

Tüm dost ve yoldaşlarımızı bekliyoruz.

devrimci titreşimler!

Compania Bataclan&Bandista (aus Ruhrgebiet, Nordrhein-Westfalen, Istanbul)

16 Eylül 2011 Cuma
Clinic Live Music Club
Atıf Yılmaz Cad. Bayram Sk. No.1/4 Beyoğlu-İstanbul

Kapı Açılış 21:00 Konser Başlangıç 22:00
Giriş: 20 TL
k. Bira: 5TL

http://www.bo-alternativ.de/bataclan/
http://tayfabandista.org/

Beton, Millet, Sakarya!

Muhalafet-mukavemet âlemimizin death metal grubu Vortex of Clutter
“Beton, Millet, Sakarya” söylüyor, bize dayanışmayı büyütmek kalıyor.
Gün bugün 1 Eylül ve her gün, bugün, çatlasın diye betonu, çimentosu,
mermeri; zira bir fısıltıdan bile korkuyorlar, gürültü ne çok şeyi
değiştirir!

http://vortexofclutter.com/

indiriniz, çoğaltınız, dağıtınız!

Rock-A Festivali 5-6-7 Ağustos 2011 People Camping Eski Foça / İzmir’de

rock-a

Rock-A, 5-6-7 Ağustos’ta Eski Foça’da, tayfa bandista sahnede değil alanda!

Tayfa Bandista beş yıldan bu yana dayanışmanın festivali Rock-a’da gerek alan gerekse de sahnede festivalin icrasına katkı koymaya çabaladı. Bu yıl festivalimizin temel uzlaşısına uygun olarak sahnede yer almamayı, bu noktada profesyonelleşmemeyi; bu alanı, bizim de içinden büyüdüğümüz bu özgür müzik, ses, eylem zeminini yeni gruplar, insanlar ve eylemlere bırakmayı uygun gördük. Rock-a’da sahnede yer almıyoruz, gönüllü olarak alanda muhtelif biçimlerde çalışıyoruz. Desteğinizi bekleriz.

Görüşürüz!

www.rock-a.org

hos bulduk berlin

daima turnesi 201111.06 Berlin – Südblock + DJane Ipek
12.06 Meißen – tba
13.06 Mainz – Open-Ohr-Festival
14.06 Konstanz – Kulturladen
15.06 Augsburg – Ballonfabrik
16.06 München – Feierwerk
17.06 Mannheim – JUZ
18.06 Reutlingen – FranzK.
20.06 Marburg – Waggonhalle
21.06 Bochum – Open-Air Bhf.-Langendreer
22.06 Hamburg – Hafenklang
23.06 Meuchefitz – Gasthof
24.06 Kiel – Alte Meierei + Compania Bataclan
25.06 Braunschweig – Wilde Töne-Festival + Compania Bataclan
26.06 Ingelheim – EuroFolk-Festival
27.06 Jena – Rosenkeller + Ma Valise
28.06 Oldenburg – Alhambra
29.06 Mülheim/Ruhr – Ringlokschuppen + Ma Valise
30.06 Hannover – UJZ Korn
01.07 Ottersberg – Landrover + Ma Valise
02.07 Iserlohn – Friedens-Festival
03.07 Lärz – tba + Ma Valise
05.07 Dortmund – Kulturhaus Taranta Babu
06.07 Siegen – Vortex
07.07 Bramsche – Open-Air Kirchplatz
08.07 Lübeck – Treibsand
09.07 Bremen – Breminale

daima!

daima!De Te Fabula Narratur‘u, manifesto albümümüzü yayınlamamızın üzerinden tam iki yıl geçti. Özgürlük, eşitlik, dayanışma, adalet çağrı ve mücadelesinin içinde yer alma inadımız sürüyor. Güvencesiz çalışma koşulları ve sömürü devam ediyor, kapitalist saldırganlık had safhada, eğitim ve sağlık paraya havale edilmiş, yaşamımız satılıyor, mahallelerimiz mutenalaştırılıyor, ekolojik yıkım ve nükleer felaket gündelik hayata damga vuruyor, cinsiyetçilik ve ayrımcılık liberal maskesinin altında silikleşiyor, kolektivizm unutturuluyor, faşizm yükseliyor, şiddet olağanlaşıyor, inkâr politikaları işliyor, örgütlenmenin önü kesiliyor, halklar bombalanıyor, haklar ellerden alınıyor. Lakin dostlar, yoldaşlar, öğrenciler, dereler, iklim adaleti eylemcileri, kadınlar, lgbtt’ler, mülteciler, kâğıtsızlar ve sayılamazlar direniyor. Sınırsız, ulussuz, sürgünsüz bir dünyanın içinden, mazi, gelecek ve şimdiden gelen onlarca sesi duyuyoruz, hep birlikte haykırıyoruz; vardık, varız, varolacağız! Daima!

It had been exactly two years since we released our manifestation album, De te Fabula Narratur. Our persistence on to be a part of freedom, equality, solidarity, justice call and struggle still continues. Unsecured working conditions and exploitation continue, capitalist aggression is at its highest level, education and health are assigned to money, our lives are being sold, our neighbourhoods are being gentrificated, ecological catastrophe and nuclear disaster leave their mark on daily life, sexism and discrimination are becoming indistinct behind the mask of liberalism, collectivism is pushed to be forgotten, fascism is rising, violence is becoming an ordinary fact, the politics of denial are on process, to get organized is blocked, peoples are bombed, rights are taken away. However friends, comrades, students, rivers, climate justice activists, women, lgbtts, refugees, sans papiers, and the uncountables are still resisting. From a world with no borders, no nations and no exiles; we hear dozens of voices echoing from the past, the future, and the present, all together we shout out; we were, we are and we shall be! Forever!

kayıt/recording: bandista // Stüdyo Red – Kadıköy/İstanbul; Boğaz/Lefkoşa; Ömer Hayyam/İstanbul editing: bandista miksaj/mixing: bandista mastering: Analog Dimension – Krakovany/Piešťany kapak/cover: bandista mayıs/may 2011

Yarın geceyarısından sonra idam edileceğiz, … Kaybetmiş olmamız ve ölmek zorunda olmamız, biz ve ailelerimizle gösterdiğiniz büyük dayanışmaya duyduğumuz takdir ve minneti eksiltmez. Dostlar ve Yoldaşlar, bu davanın trajedisi artık sona eriyor, şimdi tek bir yürek olmak lazım. Ölecek olan sadece ikimiziz. Gayemiz ve siz yoldaşlarımız, milyonlarca insanla yaşamaya devam edeceksiniz; yenilmedik, kazandık. Acımızı, kederimizi, hatalarımızı, yenilgilerimizi, tutkumuzu gelecekteki mücadeleler ve daha büyük bir özgürleşme için muhafaza edin. … Bizim için dünyadaki tüm dostlar ve yoldaşları selamlayın. Hepinizi kucaklıyor;  kalplerimizdeki aşk ve muhabbetle sizlere büyük bir elveda diyoruz. Şimdi ve daima, uzun yaşasın tüm dostlar, Yaşasın Özgürlük. Yaşam ve ölümde kardeşleriniz!

After tomorrow mid-night, we will be executed, … That we lost and have to die does not diminish our appreciation and gratitude for your great solidarity with us and our families. Friends and Comrades, now that the tragedy of this trial is at an end, be all as of one heart.  Only two of us will die.  Our ideal, you our comrades, will live by millions; we have won, but not vanquished.  Just treasure our suffering, our sorrow, our mistakes, our defeats, our passion for future battles and for the great emancipation. … Salute for us all the friends and comrades of the earth. We embrace you all, and bid you all our extreme good-bye with our hearts filled with love and affection.  Now and ever, long life to you all, long life to Liberty.  Yours in life and death!

Bartolomeo Vanzetti-Nicola Sacco, Massachusetts Cezaevi İdam Hücresinden Mektup/Letter from the Death House of the Massachusetts State Prison, 21 Ağustos/August 1927

İnkârın Şarkısı

Dm-Am-G

Nisan olmadı, güney yolunda hiç insan olmadı
Tarih tanıktı, o bile bir taraf olmadı
Halep’te, Şam’da, Beyrut’ta, Arjantin’de
Tanıdık bir şarkı çalmadı, hiç olmadı

Ocak olmadı, kan hâlâ hiç sıcak olmadı
Tarih tanıktı o bile bir utanç duymadı
Nice sokak, nice mevsim, nice toprakta
O zulüm, cinayet olmadı, hiç olmadı
Nice cesur, nice korkak, nice yoldaş
Faşistler elinde ölmedi, hiç olmadı!

söz: Bandista
müzik: Bandista

24 Nisan 1915’te Ermenilere yönelik başlayan ‘operasyon,’ Hrant Dink’in 1 Kasım 2004 tarihli Birgün gazetesi köşe yazısında “Buna kimileri ‘Katliam,’ kimileri ‘Soykırım,’ kimileri ‘Tehcir,’ kimileri de ‘Trajedi’ diyor. Atalarım Anadolu diliyle ‘Kıyım’ derdi… Ben ise ‘Yıkım’ diyorum” cümleleriyle anılıyordu. Yıkım, varlığını çok iyi bildiğiniz, dilinizde, bedeninizde, hafızanızda, öfkenizde taşıdığınız bir şeylere yokmuş muamelesi yapıldıkça, inkar edildikçe devam ediyor, taş üstünde taş kalmıyor ta ki “Gerçek hakem halklar ve onların vicdanlarıdır. Benim vicdanımda ise hiçbir devlet erkinin vicdanı, hiçbir halkın vicdanı ile boy ölçüşemez” diyerek inşaata başlayana kadar. Sınırsız, hudutsuz, sürgünsüz bir dünya şiarıyla yoldaşlarımızla, bazen fiziken olamasa bile omuz omuza, adımlamaktayız dünyanın her bir sokağını, meydanını, ovasını, dağını. Tarihin sadece geçmişe değil, bugüne ve geleceğe de dair olduğunu bazen acıyla da olsa tekrar tekrar deneyimleyerek.

Hoşçakal

Dm-Am-G
G-Dm-Am-Dm-D

Gün penceremde, uyandı güneş
Tenimde terin, gözümde ferin, bekler beni kardeşlerim

Bana şans dile, yolculuk kente
Dostlarımla biz, göstereceğiz, o kiralık katillere

Ve şimdi bakın, durmayın bakın
Güneş ışığı, satılık değil, malınız mülkünüz değil

Sana bir daha, göründüğümde
TV’de belki, belki hapiste, yüzümde var gülümseme

söz: Bandista-Chumbawamba
müzik: Anonim

Daima! sınıfımızı bilme şiarıyla tartışılırken Bandista tayfasında, bizzat üretim araçlarımızı, kulaklık ve mikrofonumuzu kapağa taşımak fikrine koşut âlemimizin en güzel ve yaygın marşlarından biri, Bella Ciao’da kendi eylemci tecrübemiz içinden, yıllar, kentin sokakları, devrimci iyimserliğimiz içinden süzülerek bize bizim kuşağımızın hikâyesini bu sözlerle anlatıyordu. Bir kez de böyle söylemek istedik. Bandista’dan doksanlardan bugüne bir güzelleme. Bir 6 Kasım sabahının sürpriz güneşi eşliğinde.

Mesele/A

Dm-E-Am-Dm
F-B-G#-G-F

Mesele baht, sebat dedi bana
Umuda kanma, vaade aldanma
Mesela bak güneş dedim ona
Sen hep kaçsan da gölgen arkanda

Mesele taht, biat dedi bana
Konforu âlâ yaşamak var ya
Mesela bak bülbül dedim ona
Altın kafeste mutlu mu hâlâ

Mesele pakt, ölç tart dedi bana
Her halükârda çıkarını kolla
Mesela bak sokak dedim ona
Satışa çıkmış haraç mezata

Mesele şart, fark dedi bana
Krizi fırsata çevir sürsün rüya
Mesela bak win-win dedim ona
Kaybeden yoksa kazanılmaz para

Mesele inat, bayat dedi bana
Ve tam diyordu ki öldü proleterya
Mesela sus artık dedim ona
Tartışılmaz ki üç maymunla

söz: Bandista
müzik: Bandista

Kıymetli hazırûn, şimdi size bir hikâye anlatacağız. Bildik bir diyalog, her an her yerde işleyen bir baskı mekanizması, orta sınıf yalanları. Marjinalleştirme, yalnızlaştırma, doğru yol tarifi, ana-akım medya. Ve hayır başka türlü bir şey bizim istediğimiz ve ne güzel ki ilk kez de biz istemiyoruz. Ne yanlış ne de yalnızız. Dostlarınızı tanıyalım, kendi medyamızı yaratalım, kolektif hayatları inşa edelim. Mütebessim dans edelim sonra ve hatta dil çıkartmak bile serbest.

Aşk Şarkısı

Dm-C#-C-B-B\flat-A
Dm-A-A-Dm

Aşk inadına, aşk devrimdir
mağlup, galip ve nikbindir
her sabah, her gece
mücadeledir

Aşk bir molotof kokteyli
bazen elde kalem misali
daim doğrudan eylemdir
pasif direniştir

Aşk İstanbul’da bir sokak
Berlin’de bir squad
b1r, i2i, 3ç bazen binlerdir
Aşk örgütlenmektir

Aşk meydandır, aşk aleni
maskesiz yürümektir
kırılmış bir tüfektir
müşterektir

Aşk bir kadim punk tutumu
karakızıl bayrak oldu
mor, yeşil ve pembedir
rengarenktir

Aşk Ankara’da bir meydan
Atina’da yanan çam
alevler içindedir
Aşk diyalektiktir

söz: Bandista
müzik: Bandista

Kişisel olan politiktir! Aşk ulvi bir duygular fırtınası, bir mide bulantısı, bir delilik örgütleyicisiyse eğer, haydi onu müşterek yaşayalım. İki yana sallanalım, omuzlarımız birbirine değsin, zorlu bir kış geçirdik, neftî, içimizde bir ateş varsa eğer onu alenen yakalım, ısıtalım, ısınalım, cinsiyet bağımsız kendimizden başlayarak örgütlenelim. Zaten düzayak çivit badanalı bir kent başka nasıl kurulur ki?

Selam Size

Selam size Nikola ve Bart
Özgürlüğe inananlar
Her gün doğan güneşle biz
Sizle yola düşeriz

Siyah bulut çökecek, şafak ahmer; parlak soylu kentler düşecek, tat vermez olacak kan revan ve katmer katmer çözülecek âlem-i makber. Rençberler, işçiler, gettolar ve tam yerinde serseriler, zibidiler, mülksüzler alem elinde yürür sokaklarında, sökük kaldırım taşları, alt üst olmuş sıfatını tanımlar telaşları. Genç yaşları, külleri savuran anka kuşları, efendilerin artık ödenmeyecek bâcları, kanat çırpışları imler başlangıçları, göğe yükselmeseler de dikenlidir taçları!

söz: Bandista
müzik: Ennio Morricone

23 Ağustos 1927 günü iki göçmen, iki anarşist, Ferdinando Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti yeni dünyada düşüyorlardı, eski zulmün pençesine. Ve yedi yıllık komik bir yargılamadan sonra üzerlerine yıkılan suçlara istinaden –ve aşikâr ki tamamen politik kimlikleri ve faaliyetleri nedeniyle– idam edildiler. Ve yine Nazımca söylersek eğer “burjuvazi katletti içimizden ikisini, bu iki ölü ölmeyen ölümsüzdür! burjuvazi, kavgaya davet etti bizi; davetleri kabulümüzdür! biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini, biliriz öylece yaşamasını ölmesini.” Daima!

Kara Kızıl ve Sair

Dm-Am-G-Dm

Duy kardeşim, din günü gelecek o kalleşin
Dingin özrüm altında yanar öfkem ateşim
Çanak çanak kana durmuş gözleriyle o leşin
Leşkerinin huyuna uyma kardeşim

Ne derin kanamışsın yarana ben em olamadım
İçine ağlamışsın sel kaynağın bulamadım
Çölde vaha zannettim de ben yanına varamadım
Sustum, pustum, durdum, uyuya kaldım kardeşim

söz: Bandista
müzik: Bandista

Kongolu mülteci müzisyen Enzo Ikah’ın aynı adlı ilk albümünde yer alan Red, Black and White şarkısına meşrebimizce duhulümüz üzerinden bir Bandista çeşitlemesi. İnkardan ikrara, uykudan çığlıklarla uyanarak, Gazze’ye, Amed’e, ‘kara kıta’ya, Haymarket’e bir özür ve eylem, duy kardeşim ..

Rasta Semahı

Am-Dm-E

Muhteris sükûnetimde bir mahşer düşü saklı; güneşe ikarus kanatlı
Ahd-i nebi nev’î bir vaad edilmiş ülkeye bir seyahat bizimkisi

Zion, Endülüs, Ramallah, Fatsa, terra incognita

Müstesna günleriniz mundar oldu memnunum.
Ben sürgünsüz hudutsuz o dünyaya meftunum.
Menzilim çok toprağım yok, her adım bir tohum
Ve vardım ve varım ve varolacağım!

Fiyonk fiyonk bağ olsa da o Gordion düğümü,
Zaman geldi, zaman şimdi keseceğim o günü
Almam jetonu, girmem sıraya, geçmez or’dan marmaray
Geldi saati kalkıyo’z işte bir ’ki bir ’ki aksaray!

Tafaray tafaray can tafaray
Tafaray tafaray gül tafaray
Tafaray tafaray hak tafaray
Tafaray tafaray rastafaray

söz: Bandista
müzik: Bandista

Ummanların ötesinde bir altın şehir yok; hüznümüz ve sükûtumuz bâki, lakin acı nasıl beynimizin tüm kıvrımlarına yazıldıysa umut da öyle. Hatırlıyor ve bununla yetinmiyoruz, tekrar tekrar ve yılmadan vurguluyoruz, ve bir adım bir adım daha sonu yok, eşitsizlik, adaletsizlik, sürgün ve zulüm var olduğu müddetçe. Her adım bugünü, geçmişi ve geleceği tekrar kuruyor, yanıp yıkılan Babilon ise eğer, kurulsun yeni bir hayat, beklemeye vakit yok. Şu anda! Şimdi!

Her Yerin Şarkısı

Uyan artık uykudan uyan, uyan esirler dünyası
Zulme karşı hıncımız volkan, kavgamız ölüm-dirim kavgası*
Mazi ta kökünden silinsin, biz başka âlem isteriz
Bizi hiçe sayanlar bilsin, bundan sonra her şey biziz
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
Enternasyonalle kurtulur insanlık

* Uyan artık uyan alem-i reayan, patlayan bir volkan ol, şol zulümden çıkan yol mevcudiyet kavgası

söz: Eugène Pottier
müzik: Pierre de Geyter

1871 senesinde 18 Mart’tan 28 Mayıs’a dek sürecek bir kitlesel tecrübenin, kendinden sonraki devrimler ve devrimciler için bir umut ilkesi, bir ütopyaya dönüşecek Paris Komünü’nün karakızıl bayrakları altında komüncü, şair ve taşıma işçisi Eugène Pottier “dünyanın lanetlileri ve açlığın mahpusları”na ayağa kalkın diye seslendi. Enternasyonal, onlarca dilde söylendi, yüzlerce direnişin, eylemin, barikatın ve özgürlük mücadelesinin içinden ses verdi ve her yerin şarkısı oldu. Zaman bağımsız bir tebessüm, öfke ve coşku, ve yoldaşlık ve vardık, varız, varolacağız!

baharda

10.04 Ankara – Odtü Vişnelik Çimamfi + Adalılar + Konuk – Gençlik Şöleni
22.04 İstanbul – Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü – Nükleer karşıtı günler
22.04 İstanbul – Caferağa Spor Salonu – Barış Meclisi
28.04 İzmit – Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Günleri
02.05 İstanbul – İTÜ Maçka G Amfisi – İşçi Filmleri Festivali Açılışı
03.05 Ankara – Nefes – Antimilitarist forum dayanışma konseri + Enzo Ikah
05.05 Bursa – Üç Fidan Anması, Nilüfer
11.05 İstanbul – Çapa Tıp Fakültesi
15.05 Ankara – Sıhhiye Meydanı – TMMOB Mitingi
17.05 İstanbul – Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü
18.05 İstanbul – İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüs
21.05 İstanbul – Garajistanbul – Politik Oyunlar Festivali
22.05 İstanbul – İkinci Uluslararası Ekonomi Politik Konferansı
27.05 Ankara – Nefes + Murat Meriç